Baiterek / Dünya Ağacı
Dünya ağacı, gök, yeryüzü ve yer altını aynı eksende düşünen bir kozmoloji motifidir. Kazak anlatısında bu ağaç Bayterek (Baiterek) adıyla anılır; tepesinde bir kuş, köklerinde yer altı tasavvuru bulunur.
Bölümler
AnmaAtatürk'ü anma ve Çanakkale Deniz Zaferi anma günü. Millî Günler23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim. KahramanlarTarihî kahramanların kısa hayatları. KitaplıkKutadgu Bilig, Divanü Lugati't-Türk ve Dede Korkut. KültürHalk oyunları, halk müziği, geleneksel sanatlar, Nevruz ve mutfak kültürü. Türk DünyasıTürk devletleri, Orhun yazıtları ve destan-kopuz geleneği. TürkAta AkademiTürk dili, tarihi ve kültürü okuma bölümü.Ansiklopedi
Mitoloji, destan, mutfak, kahraman, sanat ve tarih maddeleri. Uzun okuma metinleri burada durur.
83 madde
Dünya ağacı, gök, yeryüzü ve yer altını aynı eksende düşünen bir kozmoloji motifidir. Kazak anlatısında bu ağaç Bayterek (Baiterek) adıyla anılır; tepesinde bir kuş, köklerinde yer altı tasavvuru bulunur.
Eski Türk anlatılarında gök tek düzlem değil, kat kat düşünülür. Dokuz sayısı bu katları anlatan kalıp ifadedir. Göğün yüksek katı Tengri ile ilişkilendirilir.
Ak Ana, Altay yaratılış anlatılarında suyun yüzünden beliren ak ışıklı bir kadın olarak geçer. Kayra Han’a yaratmayı söylediği rivayet, 19. yüzyılda derlenen Altay metinlerine dayanır.
Kayra Han, Altay yaratılış metinlerinde yüksek yaratıcı olarak anlatılır. Göğü, yeri ve insanı var eden güç olarak konumlanır. Erlik ile ilişkisi anlatıdan anlatıya değişir.
Tengri hem gök hem de göğün kutsallığıdır. Orhun yazıtlarında kağanlık, Tengri’nin vergisi olarak anılır. Sözcük bugün Tanrı adıyla Türkçenin içinde yaşar.
Umay, doğum, çocuk ve koruyuculukla anılan dişil bir ruhtur. Kül Tigin yazıtında kağanın annesi Umay’a benzetilir. Bu, adın 8. yüzyıl Türkçesinde yaşadığını gösterir.
Erlik, Altay ve Güney Sibirya anlatılarında yer altının hanı olarak geçer. Yaratılış hikâyelerinde Kayra Han’ın karşısında veya emrinde konumlanır; hastalık ve ölümle ilişkilendirilir.
Yer-Su, yazıtlarda yer-sub, kutlu yer ve su varlıklarıdır. Orhun yazıtları, Türk budununun yer-sub’unun sahipsiz kalmamasını diler.
Gök geyik, gökle ilişkilendirilen kutlu hayvan motifidir. Kaya resimlerinde, halk anlatılarında ve bazı çağırma metinlerinde geyik yol gösterici veya kurbanlık hayvan olarak belirir.
Çift başlı kartal, Anadolu Selçuklu sanatında sık görülen bir hâkimiyet işaretidir. Konya ve Divriği çevresindeki taş işçiliğinde iki yöne bakan kartal, doğu ve batı üzerindeki iddia ile yorumlanır.
Tamga, boyun veya hükümdarın damgasıdır. Hayvana basılır, taşa işlenir, sikke ve bayrakta kullanılır. Oğuz boylarının tamgaları geç dönem Oğuzname geleneğinde listelenir.
Tengri: gök ve göğün kutsiyeti. Yazıtlarda kağanlığın göksel karşılığıdır.
Ergenekon, Türklerin dar bir yerde kapalı kaldıktan sonra dağı eriterek çıktığı anlatıdır. Metin Orhun yazıtlarında değil, daha geç tarih yazıcılığında, Reşîdüddin çizgisindeki Oğuznamelerde yer alır.
Uygurlara bağlanan türeyiş anlatısı, ağaçtan veya ışıktan türeme motifini taşır. Yazıya geçişi Çin yıllıkları ve sonraki İran tarihçiliği üzerinden olur.
Göç destanı, Uygur yurdundaki kutlu bir kayanın yerinden edilmesiyle bereketin çekildiğini ve halkın göç ettiğini anlatır. En bilinen yazılı aktarım Cüveynî’dedir.
Oğuz Kağan destanı, ortak ata sayılan hükümdarın doğumunu, seferlerini ve boylara ad vermesini anlatır. Uygur harfli nüsha ile İslamî dönem Oğuznameleri aynı çekirdeği farklı dil ve inanç katmanıyla taşır.
Manas, Kırgız sözlü destanının baş kişisidir. Anlatı oğlu Semetey ve torunu Seytek kuşağıyla sürer. Manasçı denilen anlatıcılar destanı ezberden söyler.
Alp Er Tunga, Turan kahramanı olarak İran destanındaki Efrâsiyâb ile ilişkilendirilir. Kaşgarlı Mahmud, Divanü Lügati’t-Türk’te onun ölümüne yakılan bir sagu kaydeder. Yusuf Has Hacib de Kutadgu Bilig’de bu adı anar.
Börteçine, Göktürklerin kurt atası anlatısındaki dişi kurttur. Çin hanedan tarihlerindeki Aşina menkıbesi, kırılan bir boydan sağ kalan çocuğun dişi kurtla mağaraya sığınmasını ve Türklerin bu soydan türediğini yazar.
Türk dilleri bugün Balkanlar’dan Baykal çevresine, Yakutistan’dan Akdeniz’e uzanan bir alanda konuşulur. Bu yayılım tek bir devletin haritası değildir.
Orhun Türkçesi, 8. yüzyıl Göktürk ve Uygur yazıtlarının dilidir. Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk yazıtları bu dilin en açık kamu metinleridir. Yazı, Orhun alfabesidir.
Çağatayca, 15. yüzyıldan 19. yüzyıla Orta Asya’da yazı dili olmuş Türkçedir. Ali Şir Nevaî bu dilin klasik şairi sayılır. Babür, Babürname’yi Çağatay Türkçesiyle yazmıştır.
Kıpçakça, Deşt-i Kıpçak’ta ve Memlük coğrafyasında yazıya geçmiş bir Türkçe koludur. Codex Cumanicus, bu söz varlığının tanınmış bir tanığıdır.
Oğuz grubu Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Gagavuz Türkçesini kapsayan koldur. Ses ve ek özellikleri bu dilleri birbirine yaklaştırır.
Ortak Türk Alfabesi, Türk Devletleri Teşkilatı uhdesindeki Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu’nun Latin esaslı çerçevesidir. Türk Dil Kurumu ile Uluslararası Türk Akademisi bu çalışmada yer almıştır.
Türk Devletleri Teşkilatı, 2009 Nahçıvan Antlaşması ile kurulan Türk Konseyi’nin 2021 İstanbul Zirvesi’nde aldığı addır. Üyeler Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dır.
TÜRKSOY, 1993’te kurulan Türk Kültürü Uluslararası Teşkilatı’dır. Merkezi Ankara’dadır.
TürkPA, Türk devletlerinin parlamentoları arasında 2008 İstanbul Antlaşması ile kurulan parlamenter asambleidir. Sekretaryası Bakü’dedir.
Uluslararası Türk Akademisi, 2010’da Astana’da kurulmuş bir araştırma kurumudur. Türk dili, tarihi ve kültürü üzerine yayın ve toplantılar yapar. Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkili bir statüsü vardır.
Nevruz, 21 Mart’ta baharın gelişiyle kutlanan ortak gündür. Ateş, yeşillik, ziyaret ve ortak sofra bölgeden bölgeye değişir. TÜRKSOY bu günü Türk dünyasının kültür takviminde tutar.
Cirit, at üzerinde kısa mızrakla oynanan bir binicilik oyunudur. Erzurum başta olmak üzere Anadolu’da düğün ve bayramlarda icra edilir. Atlı oyunlar Türk dünyasında da savaş talimi köküne bağlanır.
Mete, Çin kaynaklarındaki Modu Chanyu ile özdeşleştirilen Hun hükümdarıdır. MÖ 3. yüzyılın sonunda onlu ordu düzeni kurduğu ve bozkırda merkezî bir kağanlık topladığı anlatılır.
Bilge Kağan, İkinci Göktürk Kağanlığı’nın hükümdarıdır. Kardeşi Kül Tigin 731’de, kendisi 734’te ölmüştür. Orhun yazıtları, dağılmanın ardından kağanlığın nasıl toparlandığını birinci ağızdan anlatır.
Alparslan, 1063-1072 arasında Büyük Selçuklu sultanıdır. 1071 Malazgirt zaferi, Anadolu’nun Türk yerleşimine açılmasının siyasi eşiği sayılır.
Timur (1336-1405), merkezini Semerkant yapan bir hükümdardır. Seferleri geniş bir yıkım bırakmıştır. Aynı çağda Semerkant cami, medrese ve bahçelerle bir başkent olmuştur.
II. Mehmed (1432-1481), 1453’te Konstantinopolis’i almış ve şehri Osmanlı payitahtı olarak yeniden kurmuştur. Ayasofya camiye çevrilmiş, Sahn-ı Semân medreseleri açılmış, Yunanca ve Latince bilen âlimler saraya çağrılmış
Hamburg’da yaşayan Bingöllü yapımcı ve yönetmen Halil Babür, bir ay içerisinde ailesinden iki yakınını kaybetmenin acısını yaşadı. Halası Fındık Babür’ün vefatının ardından bu kez amcası Niyazi Babür hayatını kaybetti.
İbn Sina (980-1037), Buhara yakınlarında yetişmiş, eserlerini Arapça yazmış hekim ve filozoftur. el-Kanun fi’t-Tıb, yüzyıllarca tıp öğretiminin temel kitaplarından olmuştur.
Farabi (yaklaşık 870-950), Sirderya üzerindeki Farab’da doğmuş, felsefe ve musiki eserlerini Arapça yazmıştır. Muallim-i Sânî unvanı, Aristoteles çizgisindeki yerini anlatır. Farab, bugünkü Otrar çevresindedir.
Biruni (973-yaklaşık 1050), Harezmli bir bilgindir. Astronomi, jeodezi ve Kitabü’l-Hind ile Hint kültürünü kendi gözlemiyle yazmıştır. Metinleri Arapçadır.
Kaşgarlı Mahmud, 11. yüzyılda Divanü Lügati’t-Türk’ü Arapça olarak Bağdat çevresinde hazırlamıştır. Kitap, Türk boylarının söz varlığını, örnek şiirleri ve bir dünya haritasını içerir.
Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig’i 1069-1070’te Karahanlı Türkçesiyle yazmıştır. Eser, hükümdara devlet ve erdem üzerine bir nasihatnamedir. Balasagun ve Kaşgar çevresinin yazı dilini gösterir.
Ali Kuşçu, 15. yüzyılda Semerkant’ta Uluğ Bey çevresinde yetişmiş matematikçi ve astronomdur. Timurlu rasathanesinin birikimini İstanbul’a taşımış, Fatih döneminde Ayasofya medresesinde ders vermiştir. 1474’te ölmüştür.
Uluğ Bey (1394-1449), Timur’un torunudur ve Semerkant’ta hükümdar-bilgin olarak anılır. Gözlemevi ve yıldız cetvelleri, çağı için yüksek bir gözlem düzenidir. 1449’da oğlunun darbesiyle öldürülmüştür.
Tomris, Herodotos’un anlattığı Massaget kraliçesidir. MÖ 6. yüzyılda Pers kralı Kyros ile savaşı, klasik yazarın metninden bilinir. Massagetler Herodotos’ta bozkır halkı olarak geçer.
Nene Hatun (1857-1955), 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Erzurum Aziziye tabyası çevresindeki sivil direnişte yer almış bir halktır. Askerî rütbesi yoktur.
Halide Edib Adıvar (1884-1964), romancı ve siyasî yazardır. 1919 Sultanahmet mitinginde konuşmuş, Millî Mücadele yıllarını Ateşten Gömlek gibi romanlara taşımıştır. Sonraki yıllarda tek parti yönetimini de eleştirmiştir.
Gördesli Makbule, Gördes yöresinden bir halktır. Millî Mücadele’de Batı Anadolu’daki yerel direnişte yer almış, 1922 Mart’ında Akhisar çevresindeki çatışmada ölmüştür.
Şerife Bacı, Kastamonu-İnebolu hattından bir kadındır. Millî Mücadele’de cepheye cephane taşırken 1921 kışında donarak öldüğü kamu kayıtlarında yer alır. İnebolu Kaymakamlığı bu anlatıyı tutar.
Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938), Osmanlı’nın son savaşlarından Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan siyasetin merkezindedir. Türkiye Cumhuriyeti 1923’te ilan edilmiş, 1928’de harf değişikliği yapılmıştır.
İsmail Gaspıralı (1851-1914), Kırımlı bir yayıncı ve eğitimcidir. Bahçesaray’da Tercüman gazetesini çıkarmış, usul-i cedid mekteplerini savunmuştur.
Mehmet Emin Resulzade (1884-1955), 1918’de kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucu siyasetçilerindendir. Kısa ömürlü cumhuriyet, Türk dünyasında cumhuriyet fikrinin erken örneklerindendir.
Bu ad birden fazla kamu kişisine aittir. Azerbaycan’da millî marşın güftesiyle anılan şair Ahmed Cavad ile Türkiye’de dil çalışmalarıyla tanınan Ahmet Cevat Emre birbirinden ayrıdır.
Alihan Bökeyhan (1866-1937), Kazak siyasetçi ve yazardır. 1917’de kurulan Alaş Orda’nın önderleri arasında yer alır. Sovyet döneminde baskıya uğramış, 1937’de ölmüştür.
Pastırma, çemenle kaplanan kurutulmuş sığır etidir. Kayseri bu işle anılan merkezlerdendir. Ad, bastırmak fiiliyle ilişkilidir.
Kımız, kısrak sütünün mayalanmasıyla elde edilen içecektir. Bozkır mutfağının temel içeceklerindendir. Seyyahlar bu içeceği Altın Orda ve bozkır çevresinde anar.
Kurut, yoğurdun suyunun alınıp kurutulmasıyla elde edilen katı süt ürünüdür. Orta Asya’da kış azığı olarak saklanır, çorba ve hamur işine katılır.
Tarhana, yoğurt ve tahılın fermente edilip kurutulmasıyla hazırlanan çorbalık bir azıktır. Anadolu ve Balkan mutfaklarında yöresel tarifler birbirinden ayrılır.
Yoğurt, sütün mayalanmış hâlidir. Sözcük Türkçedir ve birçok dile bu adla geçmiştir. Ürünün tek bir icat yılı ve tek bir sahibi yoktur.
Selçuklu vakıf mutfakları ve imaretler, yolcuya, öğrenciye ve yoksula yemek veren kurumlardır. Aşhane, sarayın özel sofrasından ayrı olarak kamusal bir hayır düzenidir.
Matbah-ı Amire, Topkapı Sarayı’ndaki büyük mutfaktır. Aşçılar, ekmekçiler ve tatlıcılar ayrı bölümlere ayrılır.
Helvahane, saray mutfağının helva ve tatlı pişiren bölümüdür. Helva, bayram ve hayır günlerinin tatlısıdır. Bölümün bazı dönemlerde macun ve şurup da hazırladığı bilinir.
Şerbet, meyve, baharat veya çiçekle tatlandırılmış içecektir. Osmanlı konukluğunda ve ramazan iftarında yer alır. Şerbetçi dükkânı bir şehir zanaatıdır.
Taş fırın, tabanı taş olan ve odun ateşiyle ısıtılan ekmek fırınıdır. Yufka, pide ve somun bu ocakta pişer. Fırın, mahallenin ortak üretim yeridir.
Börek, gözleme, mantı ve katmer, açılan yufkaya dayanan hamur işleridir. Orta Asya mantısı ile Anadolu böreği aynı hamur bilgisinin iki ucudur.
Türk kahvesi, ince çekilmiş kahvenin cezvede pişirilmesi ve köpüğü, telvesi ve sohbetiyle birlikte sunulmasıdır. Kahve bitkisi Anadolu’nun yerli ürünü değildir. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı şehir kültürüne girmiştir.
Lavaş, ince açılıp sac veya tandırda pişirilen yassı ekmektir. Türkiye, Azerbaycan, İran, Kazakistan ve Kırgızistan’ın ortak dosyasıyla lavaş, katırma, jupka ve yufka yapım ve paylaşma kültürü 2016’da UNESCO listesine gi
Tezhip, yazma kitabın kenarını altın ve boya ile süsleme sanatıdır. Mushaf, divan ve fermanlarda kullanılır. Motifler rumi, hatayi ve bulut gibi adlarla anılır. Sanatçı müzehhiptir.
Hat, Arap harfli güzel yazıdır. Osmanlı’da sülüs, nesih, talik ve kûfî gibi türler ayrı ölçülere sahiptir. Hattat, kalem ve mürekkebi bir zanaat disipliniyle kullanır.
Minyatür, yazma kitapta metni izleyen küçük resimdir. Osmanlı nakkaşhanesinde tarih, surname ve bilimsel eserler resimlenmiştir. Perspektif, yağlıboya resmin kuralına uymaz. Olay üstten ve yan yana anlatılır.
Ebru, suyun üzerine serpilen boyanın kâğıda alınmasıdır. Battal, gelgit ve çiçekli ebru türleri vardır. Kitap cildi ve hat kenarında kullanılır.
Çini, sırlı seramik kaplama ve kaptır. İznik çinisi 16. yüzyılda mercan kırmızısı, lacivert ve yeşil paletiyle tanınır. Cami, türbe ve saray duvarında kullanılır.
Halı düğümlü, kilim düz dokumadır. Göçebe çadırından Selçuklu ve Osmanlı atölyesine uzanan bir zanaattır.
Cami, Müslüman topluluğun namaz kıldığı yapıdır. Selçuklu camisi taş, tuğla ve avlulu düzeni kullanır. Klasik Osmanlı camisi kubbe, yarım kubbe ve minare siluetini geliştirir. Mimar Sinan’ın 16. yüzyıl yapıları bu ikinci
Kervansaray, ticaret yolunda konak, ahır ve depo barındıran yapıdır. Anadolu Selçuklu sultanları ve vezirleri bu hanları vakıf olarak kurmuştur. Aksaray ve Kayseri arasındaki Sultan Han bu düzenin tanınmış örneklerindend
Türk musikisi makam ve usul üzerine kuruludur. Cami, mevlevihane, saray ve halk meclisi ayrı repertuvarlar taşır. Nota yazımı görece geç yaygınlaşmıştır. Meşk, üstadın talebeye geçirmesidir.
Karagöz, perde arkasından oynatılan tasvirlerle kurulan gölge oyunudur. Karagöz ve Hacivat çifti, Osmanlı şehir Türkçesinin güldürüsüdür. Tasvirler deriden kesilir, sırıkla oynatılır.
Hunlar, MÖ 3. yüzyıldan itibaren Çin kaynaklarında görülen bozkır konfederasyonudur. Mete’nin kağanlığı bu çerçevenin en çok anılan dönemidir.
Göktürkler, 6. yüzyılda Aşina soyundan kurulan kağanlıktır. 552’de Bumin Kağan’ın yükselişi ve 8. yüzyılda Bilge Kağan dönemi yazıtları bu çerçevenin iki ucudur.
Uygur Kağanlığı 744’ten sonra Ötüken çevresinde kurulmuş, 840’ta Kırgız baskısıyla dağılmıştır. Bir kolu Turfan ve Kansu’da yerleşik kültüre, Maniheizm ve Budizm’e, kâğıt ve matbaaya açılmıştır.
Büyük Selçuklular, 11. yüzyılda Oğuz beylerinden çıkan bir imparatorluktur. Tuğrul Bey’in 1055’te Bağdat’a girmesi, Alparslan’ın Malazgirt’i ve ardından Anadolu Selçukluları ayrı duraklardır.
Osmanlı Devleti 14. yüzyıl başında Anadolu’nun kuzeybatısında kurulmuş, 16. yüzyılda üç kıtaya yayılmış bir imparatorluktur. Yönetim dili Osmanlı Türkçesi, ilim dili çoğunlukla Arapça, şiir dili Farsça ile iç içedir.
Türkiye Cumhuriyeti 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir. Başkent Ankara’dır. Harf değişikliği, dil kurumu ve tarih kurumu bu devletin kültür politikasının parçasıdır.