TürkAta Vakfı'nın şirketiEğitim · Kültür · Yayıncılık · Yazılım · İletişimturkatav.org
Tükav GazilerEğitim Kültür Hizmetleri

TürkAta Dergisi · Sayı 1 · Bölüm II

Savaşlar ve Zaferler

Dandanakan’dan Büyük Taarruz’a · Sayfa 22–30

Metinler dergiden aynen aktarılmıştır. Kaynak ve görsel hakları her içeriğin altında ve Kaynakça bölümündedir.

PDF
TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 22
Sayfa 22

Savaşlar ve zaferler

BÖLÜM II

II

Dandanakan’dan Büyük Taarruz’a; Anadolu’nun kapılarını açan, Akdeniz’de bayrak dalgalandıran ve vatanı kurtaran dokuz büyük muharebe.

Malazgirt Meydan Muharebesi

23

26 Ağustos 1071 · Alp Arslan – Romen Diyojen

Dandanakan Muharebesi

24

1040 · Büyük Selçuklu İmparatorluğu – Gazneliler

Miryokefalon Muharebesi

24

Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan – Bizans

İstanbul’un Fethi

25

6 Nisan – 29 Mayıs 1453 · II. Mehmed

Mohaç Meydan Muharebesi

27

29 Ağustos 1526

Preveze Deniz Muharebesi

27

28 Eylül 1538

Çanakkale Savaşı

28

1915–1916 · Gelibolu Yarımadası

Sakarya Meydan Muharebesi

30

23 Ağustos – 13 Eylül 1921 · Türk Kurtuluş Savaşı

Büyük Taarruz

30

26 Ağustos 1922’de başladı · Türk Kurtuluş Savaşı Kapak görseli: Malazgirt Meydan Muharebesi’ni (1071) tasvir eden resim · O.Mustafin · Kamu malı

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 23
Sayfa 23

Malazgirt Meydan Muharebesi’ni (1071) tasvir eden resim

Görsel: O.Mustafin · Kamu malı

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1071

Malazgirt Meydan Muharebesi

Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu hükümdarı Alp Arslan ile Bizans İmparatorluğu hükümdarı Romen Diyojen arasında Malazgirt Ovasında gerçekleşen muharebedir.

Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071

bir Roma imparatorunun düşman kuvvetleri tarafından sağ ele tarihinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu hükümdarı geçirildiği ilk olaydır.

Alp Arslan ile Bizans İmparatorluğu hükümdarı

Romen Diyojen arasında Malazgirt Ovasında gerçekleşen

ARKA PLAN

muharebedir. Alp Arslan'ın kesin zaferi ile sonuçlanan bu Bizans İmparatorluğu, Orta Çağ’ın ilk dönemlerinde hâlâ güçlü muharebe, "Türklere Anadolu'nun kapılarını açan son muharebe" olarak bilinir ve savaşın ardından pek çok Türk Anadolu'ya yerleşmeye başlamıştır. Bizans ordusunun kesin yenilgiye uğraması ve İmparator Diyojen'in esir düşmesi Bizans'ın Anadolu ve Ermenistan üzerindeki otoritesinin sarsılmasında önemli bir rol oynamıştır. Malazgirt Muharebesi'nin kaybı, Bizanslılar için bir felaketti. Savaşın kaybı, iç çatışmalara ve İmparatorluğun sınır savunmasını ciddi şekilde zayıflatan bir ekonomik krize yol açtı. Sınırların korunamaması Türklerin Orta Anadolu'ya doğru gerçekleşen kitlesel hareketine yol açtı. 1080 yılına gelindiğinde Selçuklu Türkleri 78.000 kilometrekarelik bir alanı ele geçirmişti. I.

Aleksios'un Bizans'ta istikrarı yeniden sağlaması ise otuz yıl kadar sürmüştü. Tarihçi Thomas Asbridge'in belirttiğine göre:

"Malazgirt Bizans için acı verici bir başarısızlık" idi. Malazgirt, bir Bizans imparatorunun Müslüman bir komutana esir olduğu tek olay ve Valerianus'tan bu yana geçen sekiz yüz yıllık sürede bir devlet olmasına rağmen, askerî açıdan yetersiz bir hükümdar olan IX. Konstantinos Monomakhos döneminde gerilemeye başladı. Ardından X. Konstantinos Dukas döneminde de bu gerileme devam etti. I. İsaakios Komnenos döneminde gerçekleştirilen ve yaklaşık iki yıl süren kısa süreli reform dönemi, Bizans ordusunun çöküşünü yalnızca bir süreliğine geciktirebildi. Yaklaşık 1053 yılında IX. Konstantinos, İberya Ordusu olarak adlandırılan ve yaklaşık 50.000 askerden oluşan orduyu dağıtarak Selçuklularla bir ateşkes yaptı. 1060'lı yıllarda Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı Alp Arslan, Türk dostlarına bugünkü Ermenistan toprakları civarı ile Anadolu'ya doğru göç etmelerine izin verdi ve Türkler buralarda şehirlere ve tarım alanlarına yerleştiler. 1064 yılında Alp Arslan komutasındaki büyük bir Selçuklu ordusu İberya themasına saldırdı 25 gün boyunca kuşattıktan sonra surları aşarak Ani’yi ele geçirdiler. 1068 yılında Romen Diyojen iktidara geldi. Bazı askerî reformlar gerçekleştirdikten sonra Selçuklulara ve Mirdasoğulları'na iki büyük sefer düzenledi.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Malazgirt Meydan Muharebesi” (sürüm 38301910), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 24
Sayfa 24

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1040

Dandanakan Muharebesi

Dandanakan Muharebesi ya da Dandanakan Meydan Muharebesi (1040), Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile Gazneliler arasında gerçekleşen ve Selçuklular'ın galibiyeti ile sona eren bir savaştır. Muharebe neticesinde Gazneliler devleti yıkılış dönemine girmiş, Büyük Selçuklu İmparatorluğu resmen kurulmuştur.

SAVAŞIN ÖNCESİ

Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu gösteren harita (“Türk Tarihi 1055”)

Görsel: Erdall at Turkish Wikipedia · CC BY-SA 3.0 Çağrı ve Tuğrul Beyler, Oğuz boylarını yerleştirecek yurt arayışı içindeydiler. Devlet kurmak için geldikleri ve Nesâ Muharebesi'nden sonra yerleştikleri Horasan'da, o bölgelere hâkim olan Gazneliler'e karşı sürekli akınlarda bulunuyorlardı. Selçuklular ile Gazneliler arasındaki bu mücadeleler yirmi yıl sürmüştü. Çatışmaların çoğunu Selçuklular kazanmış ve Gaznelilere ait bazı şehirleri ele geçirmişlerdi. Öte yandan Selçuklu Devleti'nin bağımsızlığını ilan etmiş olması Gazneli Devleti'nin itibarını sarsıyordu. Gazne Hükümdarı Sultan Mesud, Selçuklu tehlikesine son verebilmek amacıyla zırhlı birliklerden oluşan ordusuyla 1038 yılında Selçukluların üzerine sefere çıktı.

GELİŞİMİ

Tuğrul ve Çağrı Bey'lerin gittikçe büyüyen Türkmen kuvvetleri Gazne şehirlerini yağmalamaya başlamıştı. Gazne hükümdarı Sultan Mesud Selçuklu tehlikesine son vermek için Nişabur üzerine yürüdü ve 16 Ocak 1040'ta şehre girdi. Lakin aşırı tahribata uğramış Nişabur'da yiyecek sıkıntısı çekilmesi üzerine çevre vilayetlerden erzak getirten Mesud, Selçuklu topraklarında ilerlemeye başladı.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Dandanakan Muharebesi” (sürüm 38287524), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1176

Miryokefalon Muharebesi

Anadolu haritası, 1911 (W. & A. K. Johnston)

Miryokefalon (Myriokephalon) Muharebesi (Yurttutan Savaşı) Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan ile Bizans imparatoru I. Manuil arasında yapılan savaştır. Anadolu'da Türk hakimiyetinin kabul edildiği savaştır. Anadolu'nun tapusunun alındığı savaş olarak da bilinir. Savaşın yapıldığı yerin neresi olduğu konusunda günümüzde farklı il ve ilçe belediyeleri sempozyum, konferans, çalıştay düzenleyerek sahiplenmeye çalışmaktadır. Savaşın yapıldığı yer konusunda akademi camiasında çeşitli çalışmalar ortaya konmuş fakat tam olarak tespiti yapılamamıştır.

Görsel: Alexander Keith Johnston · Kamu malı

ARKA PLAN

Zengi Hanedanının Suriye ve Musul hükümdarı Atabeg Nureddin Mahmud Zengi'nin ölümü üzerine (1174), büyük bir rakipten kurtulan II. Kılıç Arslan, ertesi yıl, Sivas ve Tokat bölgelerine hâkim olan Danişmendli Beyliği'ne son verdi. Manuil, Papa'ya bir mektup yazarak, zamanın yeni bir haçlı seferi için elverişli olduğunu ve "Anadolu'dan geçen yolun artık güven altına alınacağını" bildirdi. Bizans İmparatoru I. Manuil Kilikya kıyı bölgelerini tekrar eline geçirmiş ve Haçlılar tarafından kurulan Antakya Prensliği üzerinde Bizans hakimiyetinin kabul edilmesini sağlamıştı. Diğer taraftan Bizans sınırlarında özellikle Eskişehir yörelerinde yoğun bir şekilde çoğalan Türkmenlerin, Denizli, Kırkağaç, Bergama ve Edremit'e değin Bizans yörelerine akınlarda bulunmaktaydılar ve bu akınları önlemek istemekteydi.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Miryokefalon Muharebesi” (sürüm 38308018), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 25
Sayfa 25

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1453

İstanbul’un Fethi

İstanbul'un Fethi, Kostantiniyye'nin Fethi veya Konstantinopolis'in Düşüşü (Yunanca: Άλωση της Κωνσταντινούπολης), 6 Nisan - 29 Mayıs 1453 tarihleri arasında, 53 gün süren yoğun bir kuşatmanın sonucunda… Fausto Zonaro: İstanbul’un fethi sahnesi

Görsel: Fausto Zonaro · Kamu malı

İstanbul'un Fethi, Kostantiniyye'nin Fethi veya Osmanlılar da şehri daha önce kuşatmıştı. Orhan Gazi Konstantinopolis'in Düşüşü (Yunanca: Άλωση της döneminde Matheos Kantakuzinos'un Bizans tahtına geçmesini Κωνσταντινούπολης), 6 Nisan - 29 Mayıs 1453 tarihleri sağlamışlar ve karşılık olarak da Gelibolu Yarımadası'ndaki arasında, 53 gün süren yoğun bir kuşatmanın sonucunda Çimpe Kalesi'ni alarak Rumeli'de ilk kez toprak kazanmışlardı.

Osmanlı padişahı II. Mehmed komutasındaki Osmanlı Rumeli'ye geçişle beraber bölgede sınırları genişleyen Osmanlı ordusunun Bizans İmparatorluğu'nun başkenti olan Devleti, ilk kez I. Bayezid komutasında, 1395 yılında İstanbul'u Konstantinopolis'i ele geçirmesidir. Olayın sonucunda, bin yılı kuşattı. Bazı kaynaklarda ise 1391 tarihli farklı bir kuşatmadan aşkın bir süredir varlığını sürdürmüş olan Doğu Roma söz edilmektedir. I. Bayezid'in bu kuşatmasında mancınıklar İmparatorluğu yıkılmış ve Osmanlı Devleti bir imparatorluk kullanıldı ve kuşatma üzerine Macar Krallığı, günümüz hâline gelmiştir. Bu fetih, bazı modern tarihçiler tarafından Bulgaristan topraklarına (Niğbolu civarı) taarruz edince Orta Çağ'ı sona erdirip Yeni Çağ'ı başlatan olaylardan biri kabul kuşatma sonlandırıldı. Ertesi yıl kuşatma tekrar başladı ve bu edilmektedir.

sefer I. Bayezid, deniz bağlantısını tümüyle koparmak için İstanbul, jeopolitik konumu nedeniyle daha önce de defalarca kuşatılmıştı. 7. ve 8. yüzyıllarda Emevîler ve Abbâsîler tarafından kuşatıldı, ancak başarısız olundu. 1204 yılında, Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Haçlılar, İstanbul'u kuşatıp zapt ettiler. Klasik Antik Çağ ve Orta Çağ'ın kültür hazineleriyle dolu olan şehri yakıp yok eden Haçlılar; 1204'te, kendi Orta Çağ ve Katolik inançlarına uyan Latin İmparatorluğu'nu kurdular ve Bizans İmparatorluğu'nun parçalanmasına neden oldular.

Haçlıların bu yağmasından kaçan bazı Bizans aileleri, İznik ve Trabzon gibi bölgelere kaçıp orada bağımsız devletler kurdular.

Katoliklerin şehirdeki hâkimiyeti, 1261'de İznik imparatoru VIII. Mihail Paleologos'un Konstantinopolis'i geri almasıyla sona erdi. Bu tarihten sonra Bizans İmparatorluğu, Paleologos Hanedanı'nın iktidarlığında varlığını sürdürmeye devam etti.

Anadolu Hisarı'nı inşa ettirdi. Bizans imparatorunun ateşkes talebi üzerine bu kuşatma da kaldırıldı. 1402 yılındaki Ankara Muharebesi ile beraber Osmanlı Devleti, hükümdarsız bir şekilde 11 yıl sürecek olan Fetret Devri'ne girdi. Bu dönemde, I.

Bayezid'in oğullarından olan Musa Çelebi tarafından 1412 yılında İstanbul tekrar kuşatıldı. Musa Çelebi, kargaşanın Bizans yüzünden olduğuna ve bazı rakip şehzadelerin Bizans tarafından desteklendiğine inanıyordu. Ancak rakip şehzadelerden olan kardeşi Mehmed Çelebi'nin harekete geçmesi sebebiyle bu kuşatma da kaldırıldı. İstanbul'un bir diğer kuşatılması ise II. Murad döneminde oldu. Düzmece Mustafa'nın isyanı ile uğraşan II. Murad, Mustafa'ya yardım ettiğine inandığı Bizans'ın üzerine doğru yürüdü ve kuşatma başladı. Bizans imparatoru VIII. İoannis'in, Karadeniz kıyılarında bulunan bazı toprakları ve haraç vermeyi teklif etmesiyle bu kuşatma da kaldırıldı.

Metin: Türkçe Vikipedi, “İstanbul'un Fethi” (sürüm 38234157), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 26
Sayfa 26

Benjamin-Constant: II. Mehmed’in İstanbul’a girişi Bizans’ın 1453’teki sınırlarını gösteren harita

Görsel: Jean-Joseph Benjamin-Constant · Kamu malı

Görsel: NeimWiki · CC BY-SA 4.0

II. Mehmed, 1451 yılında 19 yaşında Osmanlı tahtına geçtiğinde için önünde Meryem Ana resmi bulunan bir kafile İstanbul etrafı bütünüyle sarılmış olan bir şehirle karşı karşıyaydı.

sokaklarında dualar eşliğinde ilerlemeye başladı; resmin yere Bizans İmparatorluğu'na savaş açan II. Mehmed, düşmesi ve ardından yağmur yağması sebebiyle Bizans halkı Konstantiniyye'yi almak için harekete geçti. Şehrin kuşatması 6 endişelendi. Halk arasında olumsuz söylentiler dolaştı.

Nisan 1453 günü başladı ve 53 gün sürdü. Sultan Mehmed, Kuşatmadan önce ortalıkta dolaşan bazı kehanet söylentileri kentin surlarını o zamana dek görülmemiş büyüklükte toplarla şehrin düşeceği yönündeydi; bunun da halk üzerinde olumsuz dövdü. Şehir, 29 Mayıs 1453 gününün sabah saatlerinde Osmanlı etki yaptığı düşünülmektedir. Kuşatma esnasında sıkıntı kuvvetleri tarafından ele geçirildi.

çekilmemesi için erzak, mühimmat depoları takviye edildi;

KUŞATMA ÖNCESİ

Dördüncü Haçlı Seferi'nde zincir kullanan Bizans İmparatorluğu, bu kuşatmada da Haliç'e zincir gerdi. Dövme demirden imal edilen zincir farklı biçimdeki baklalardan oluşmaktaydı. Önceden farklı devletlerin saldırılarına maruz kalan Bizans, zincir kullanımıyla ilgili geçmişteki eksikleri giderebilmişti. 1204 yılındaki Haçlı saldırısında zincirin çeşitli ülkelerden gelen askerlerle muhafızların sayısı arttırıldı ve şehir surları güçlendirildi. Papalık tarafından üç kadırgayla beraber 200 asker ve mühimmat gönderildi, 30 geminin ise sefer için hazırlanmakta olduğu bildirildi. Ocak 1453'te iki gemiyle beraber Cenevizli komutan Giovanni Giustiniani komutasındaki 700 askerle yardıma geldi. İmparator Konstantin tarafından Guistiniani başkomutan olarak atandı. Muharebe Bizans zaferiyle sonuçlanırsa Giustiniani'ye Limni adası Galata'da bağlı olduğu kule Haçlılar tarafından ele geçirilmiş ve verilecekti.

zincir saf dışı bırakılmıştı. Bundan dolayı Bizanslılar kuleyi Bizans'ın savunma planında ana unsur İstanbul surları idi. İlk güçlendirdi ve etrafını surlarla çevirdi. 1453 yılındaki kuşatma için Bizans donanması takviye edildi, Şubat 1453'te limandaki gemilerin kalması rica edildi fakat birçoğu şehirden kaçtı; sonuç olarak 2 Nisan 1453'te Bartalomeo Soligo tarafından yaptırılan zincir Kastellion ile Eugenios kuleleri arasına çekilerek Haliç kapatıldı ve zincirin arkasında Bizans donanması nöbete başladı. Zincir halkaları aynı değildi, kalınlıkları 1,9 ilâ 6,2 cm arasında değişebilmekteydi.

Bizans'ın bir başka savunma aracı ise grejuva idi. Grejuva, suda sönmüyordu ve hem kara hem deniz savaşında etkin şekilde kullanılacaktı. Fakat Bizans başkenti mezhepsel iç sorunlarla uğraşmaktaydı; 1439 yılında Katolik-Ortodoks kiliselerinin birleşmesi kabul edildi ve olaya Bizans halkı tepki gösterdi. Bazı kaynaklar, halkın "Konstantinopolis'te Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim!" düşüncesini paylaştığını belirtmektedir. İmparator Konstantin'in Avrupalı devletlerden istediği yardımlar da mezhepsel sorunlar sebebiyle olarak 410-442 yılları arasında, 1400 hektarlık alanı kapsayacak şekilde 19 kilometre uzunluğunda Konstantin surları inşa edilmişti. Nüfusun artmasına bağlı olarak II. Theodosius, yaklaşık 1400 metre açığa yeni surlar inşa ettirdi. Bu surların yüksekliği 11 metre, genişliği ise 4,8 metre idi. Surlar tek sıradan oluşmuyordu, ana surun 14,5 metre önünde 8 metre yükseklikte ön surlar bulunuyordu. Bu surların genişliği ise 0,5 ila 1,5 metre arasında değişmektedir. Ön surların da önü tahminen 1000'li yıllarda yapılan çalışmalarla 18 metre genişlikteki hendeklerle çevrilmişti. İstanbul surları sadece karadan gelebilecek taarruza karşı tasarlanmamıştı; kentin deniz kıyısı da bütünüyle surlarla çevriliydi. Günümüzde Sarayburnu olarak bilinen bölge bütünüyle denizden izole edilmişti. 8,5 kilometre uzunluktaki deniz surları yine II.

Theodosius tarafından yaptırılmıştı. 36 kapısı, 101 kulesi ve 27 burcu bulunmaktaydı. Haliç kıyısını ören Galata surlarının yapımı ise 439'da başlamıştı.

aksamaktaydı. Kuşatmadan önce Bizans halkına moral aşılamak

Metin: Türkçe Vikipedi, “İstanbul'un Fethi” (sürüm 38234157), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 27
Sayfa 27

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1526

Mohaç Meydan Muharebesi

M

Mohaç Muharebesi’ni anlatan Osmanlı minyatürü

Görsel: Bilinmeyen yazar · Kamu malı

Mohaç Muharebesi’nin harita planı

Görsel: Berm@nyaİleti · CC BY-SA 2.5

ohaç Muharebesi ya da Mohaç Meydan Muharebesi (Macarca: Mohácsi csata), 29 Ağustos 1526'da Osmanlı İmparatorluğu ile Macaristan Krallığı arasında Mohaç yakınlarında meydana gelen savaştır. Muharebe, Kral II. Lajos komutasındaki Macar kuvvetleri ile Kanuni Sultan Süleyman ve sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa'nın komuta ettiği Osmanlı ordusu arasında yapıldı. Osmanlılar, üstün planlama, etkin topçu kullanımı, ateş gücü ve başarılı bir kuşatma manevrası sayesinde Macar ordusunu bozguna uğratarak kesin bir zafer kazandı. Yaklaşık iki saat süren muharebe, tarihin en kısa süreli meydan savaşlarından biri olarak kabul edilir. Macar ordusu, soyluların erken taarruz çağrılarına uyarak cepheden saldırıya geçti; ancak Osmanlı ordusunun koordineli karşı taarruzları ve ateşli silahlar kullanan yeniçerilerin direnişi karşısında kısa sürede dağıldı. Kral II. Lajos ile Macar aristokrasisinin önemli bir bölümü savaşta hayatını kaybetti; bunun sonucunda kraliyet ordusu yok oldu ve Macaristan ile Bohemya'da Jagiellon Hanedanı'nın yönetimi sona erdi. Muharebenin ardından Macaristan, 1541 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Habsburg Monarşisi ve Doğu Macar Krallığı arasında paylaşıldı. Muharebe, Osmanlı-Habsburg savaşlarının uzun yıllar sürecek dönemini başlatırken, Macaristan'ın bağımsız bir güç olarak gerileyişinin de başlangıcını oluşturdu. Macar tarihî hafızasında Mohaç, ulusal bir felaket olarak kabul edilir ve bu durum, "Mohaç'ta daha fazlası kaybedildi" sözüyle simgeleştirilir.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Mohaç Muharebesi” (sürüm 38294965), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1538

Preveze Deniz Muharebesi

Preveze Deniz Muharebesi’ni (1538) tasvir eden resim

Görsel: Osman Nuri Pasha and Hovhannes Umed Behzad (1809– 1874) · Kamu malı Preveze Deniz Muharebesi, 28 Eylül 1538 tarihinde Adriyatik Denizi'ndeki Preveze Körfezi açıklarında, Osmanlı Donanması ile Papa III. Paulus'un teşvikiyle kurulan Kutsal İttifak Donanması arasında gerçekleşen bir deniz savaşıdır. Osmanlı filosuna Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, Kutsal İttifak filosuna ise Cenevizli Amiral Andrea Doria komuta etti. Muharebe, Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferiyle sonuçlandı ve Akdeniz'deki deniz güç dengesini uzun vadeli olarak etkiledi. Savaş, Osmanlı İmparatorluğu'nun Ege ve İyon denizlerindeki Venedik topraklarına yönelik genişlemesini durdurmak amacıyla İspanya, Venedik, Ceneviz, Papalık ve Malta Şövalyeleri'nin bir araya gelmesiyle başladı. Hem Osmanlı-Habsburg Savaşları'nın hem de 1537-1540 OsmanlıVenedik Savaşı'nın bir parçası olan bu çatışma, Antik Roma tarihinin dönüm noktalarından MÖ 31 tarihli Aktium Muharebesi ile aynı coğrafi alanda gerçekleşti. Dönemin kroniklerinde ve arşiv belgelerinde kuvvetlerin sayısal dökümüne dair kesin bir mutabakat bulunmamakla birlikte, Hristiyan koalisyonunun gemi tonajı, asker sayısı ve ateş gücü bakımından daha büyük bir armada topladığı kabul edilmektedir. Muharebe günü rüzgarın kesilmesi, yelkenli ve ağır kalyonlardan oluşan Kutsal İttifak donanmasının hareket kabiliyetini kısıtladı. Buna karşılık kürekle sevk edilen daha hafif Osmanlı kadırgaları, manevra avantajını kullanarak karşı safın koordinasyonunu bozdu. Amiral Andrea Doria'nın akşam saatlerinde taktiksel geri çekilme kararı almasıyla muharebe sona erdi. Günümüzde zaferin yıl dönümü olan 28 Eylül, Türkiye'de Türk Deniz Kuvvetleri Günü olarak kaydedilmektedir.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Preveze Deniz Muharebesi” (sürüm 37932157), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 28
Sayfa 28

Anzac sahilinde 25 Nisan 1915 çıkarması

Görsel: Photographer: L-Cpl. Arthur Robert Henry Joyner (1st Divis… · Kamu malı SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1915

Çanakkale Savaşı

Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I.

Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebeleri, I. Dünya Breslau savaş gemilerinin İstanbul'a gelmesiyle bir oldu bittiye Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması'na bağlı bir grup Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile Müttefik gemiyle Karadeniz'e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Devletler arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.

Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı

Müttefikler; Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u İmparatorluğu'na savaş ilan etmiştir. Birleşik Krallık Savaş alarak İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele Konseyi sekreteri Maurice Hankey, Winston Churchill'in de geçirmek, Rusya ile güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal desteğiyle, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı'nın yolu açmak, başkent İstanbul'u zapt etmek suretiyle donanmayla geçilerek İstanbul'un işgalini öngören bir planı Almanya'nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak savaş konseyine sunmuştur. Plan, çeşitli evrelerden geçerek Devletleri'ni zayıflatma amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden Boğazı'nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri oluşan bir donanmanın Boğaz'a geniş çaplı saldırıları 1915 Şubat çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda ayında başlatıldı. Özellikle 19 Şubat 1915 ve 25 Şubat 1915 iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu, bombardımanları sonucu Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan ettiği 1 Ağustos 1914'ün hemen Çobanlı giriş tabyalarının geri hatta çekilmesi emrini ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu uygulatmıştır. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü antlaşma, imparatorluğun kesin olarak Almanya'nın ana uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa uğradı ve deniz harekâtından vazgeçmek zorunda kalındı. Deniz gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa harekâtıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale harekâtıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa çerçevesinde hazırlanan Britanya ve Fransa kuvvetleri 25 Nisan fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada Akdeniz'de Britanya donanması önünden çekilen Goeben ve karaya çıkarılmıştır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Çanakkale Savaşı” (sürüm 38224815), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 29
Sayfa 29

Anıtkabir’de Çanakkale Savaşı’nın 100. yılı anması 25 Nisan 1915 ordu düzenleri haritası

Görsel: Yıldız Yazıcıoğlu · Kamu malı

Görsel: Hsn69 · CC0

Britanya ve Fransa çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir haberdardır. Diğer meclis ve hükûmet üyelerinin, dahası Sultan ve Arıburnu sahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa Mehmet Reşat'ın dahi haberi yoktur. Antlaşmanın da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman imzalanmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun savaş hazırlıkları giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı tamamlanana kadar tarafsız görünmesine karar verilmiştir.

işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler Diğer deyişle antlaşma gizli tutuldu, Osmanlı "silahlı tarafsızlık"

takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 ilan etti. Ertesi gün ise seferberlik hazırlıklarına başlanmıştır.

Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma Antlaşmanın ana teması Osmanlı İmparatorluğu'nun Avusturya yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay Albay Mustafa Kemal'in ve Sırbistan arasındaki çekişmede tarafsız kalması, bu çatışma Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı Almanya ve Çarlık Rusyası arasında bir savaşa yol açarsa taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına Almanya yanında savaşa girmekti. Diğer yandan Almanya, sürerek sahilde tutunmayı başarabilmiştir. Mustafa Kemal Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak bütünlüğünü korumayı ertesi gün Kocaçimentepe-Conk Bayırı hattında yeni bir karşı kabul etmektedir. Aslında bu antlaşma imzalandığında Almanya taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri ile Çarlık Rusyası zaten savaş durumuna geçmiş atmıştır. Britanya ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar bulunmaktaydılar.

Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmeler sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir.

OSMANLI İMPARATORLUĞU'NUN SAVAŞA KATILMASI

Sadrazam (Başbakan) ve Hariciye Nazırı Sait Halim Paşa Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun Sırbistan'a savaş ilanından bir gün önce 27 Temmuz akşamı geç saatlerde Alman Büyükelçisi'ni çağırtmış, iki devlet arasında Rusya'ya karşı bir savunma antlaşması yapma teklifinde bulunmuştur. Yirmi dört saate kalmadan Almanya bu teklife olumlu yanıt vermiştir. Bu mutabakat üzerine Osmanlı İmparatorluğu, Almanya'nın Rusya'ya savaş ilan etmesinden bir gün sonra, 2 Ağustos 1914 günü Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Eylül sonları ve Ağustos başlarında İstanbul'daki Birleşik Krallık Büyükelçisi izin kullanmaktaydı. Dolayısıyla Britanya'nın bu Ekim ayı başlarında Almanya'nın savaşta kısa süre içinde kesin sonuç alma umutları sönmeye başlamıştı. Alman ordularının Batı Cephesi'nde durdurulmaları, Çarlık ordularının Galiçya'da başarılı harekâtları durumu sıkışık hale getirdi. Bu durumda Almanya, kilitlenmiş durumu başka bir bölgedeki girişimlerle çözmenin yollarını aramıştır. Bu girişimlerin ip uçları Yakın Doğu'da aranmaya başlandı. Alman İmparatoru Alman Üst Komutanlığı'na emri, Osmanlı Kabinesi'nin oluru alınamazsa bile durum bir oldubittiye getirilerek Osmanlı İmparatorluğu'nun fiilen savaşa çekilmesinin sağlanması yönündedir. Sonuç olarak Almanya ile ittifak antlaşması imzalandıktan hemen sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun bir an önce fiilen savaşa girmesi konusunda Alman baskıları başlamıştı. Bu baskılar aralıksız sürmüştü. Örneğin Alman Krupp Fabrikaları'nda hazırlanan dört adet 28 cm'lik sahil topuna Alman Denizcilik Bakanlığı el koyduğu 11 Eylül 1914 tarihli telgrafla İstanbul'a bildirilmiştir.

olaylar üzerine müdahalesi oldukça sınırlı kalmış olmalıdır.

Antlaşmadan sadece Sadrazam (Başbakan) ve Hariciye Nazırı Sait Halim Paşa'nın, Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın, Dahiliye Nazırı Talat Paşa'nın ve Meclis-i Mebusan Başkanı Halil Bey

Metin: Türkçe Vikipedi, “Çanakkale Savaşı” (sürüm 38224815), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 30
Sayfa 30

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · KURTULUŞ SAVAŞI

Sakarya Meydan Muharebesi

Sakarya Meydan Muharebesi’ni konu alan tasvir

Görsel: Sotiris Christidis · Kamu malı

Sakarya Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın önemli bir muharebesi. Sakarya Meydan Muharebesi, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası sayılır. İsmail Habip Sevük, Sakarya Meydan Muharebesi'nin önemini, "13 Eylül 1683 günü Viyana'da başlayan çekilme, 238 sene sonra Sakarya'da durdurulmuştur." sözüyle ifade etmiştir.

ARKA PLAN

Sakarya Meydan Muharebesi dönemine ait fotoğraf

Görsel: Sfisek · CC BY-SA 3.0

Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Yunan General Papulas tarafından Yunan ordularına Ankara'ya harekât emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazansaydı TBMM, Sevr Antlaşması'nı kabul etmek durumunda kalabilirdi. General Anastasios Papulas başlangıçta bu harekâta şiddetle karşı çıktı. Papulas'a göre Yunan ordusunu ıssız ve yolsuz Anadolu topraklarının derinine sürüklemek sonuçları ağır olabilecek bir maceraydı. Öte yandan savaş karşıtı örgütlerin ordu içine sızdırdığı broşürler Yunan askerinin savaşa olan inancını önemli ölçüde kırmıştı. Ancak Papulas kamuoyundan gelen yoğun baskılara ve "Ankara Fatihi" olmanın cazibesine karşı koyamayarak ordusuna taarruz emri vermiştir.

MUHAREBE

TBMM ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ndeki yenilgisinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Sakarya Meydan Muharebesi” (sürüm 37850465), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

SAVAŞLAR VE ZAFERLER · 1922

Büyük Taarruz

Kocatepe, 1922

Görsel: The original uploader was Volki16 at Turkish Wikipedia. · Kamu malı Büyük Taarruz (Osmanlı Türkçesi:), Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı başlattığı genel saldırıdır. Bakanlar Kurulu taarruz kararını almış ve 14 Ağustos 1922 tarihinde kolordular taarruz için yürüyüşe geçmiş, 26 Ağustos'ta saldırı başlamış, 9 Eylül'de Türk Ordusu İzmir'e girmiş ve 18 Eylül'de de Yunan Ordusu'nun Anadolu'yu tamamen terk etmesiyle savaş sona ermiştir.

TAARRUZ ÖNCESİ

Büyük Taarruz kolajı

Görsel: BurakOtto · CC BY-SA 4.0

Türk Ordusu Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazanmış olsa da Yunan ordularını savaşa zorlayarak yok edecek bir durumda değildi. Türk ordusunun bir taarruza girişmesi için büyük eksikleri vardı. Bunların giderilmesi için halktan son bir kez özveride bulunması istendi. Bütün mali kaynaklar son sınıra kadar zorlandı ve hemen hazırlıklara başlandı; subaylar ve askerler taarruz için eğitilmeye başlandı. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine verildi. Muharebelerin fiilen sona erdiği Doğu ve Güney cephesindeki birlikler de Batı cephesine kaydırıldı. Öte yandan İstanbul'da da Türk kurtuluş mücadelesine destek veren dernekler İtilaf Devletleri'nin silah depolarından kaçırdıkları silahları Ankara'ya gönderdiler. Türk ordusu ilk kez taarruza geçecekti ve bu yüzden sayıca Yunan birliklerinden üstün olmak zorundaydı. Anadolu'da bu dönemde 200.000 Yunan askeri vardı. Türk ordusu da bir yıllık hazırlık sonucunda ordudaki asker sayısını 186.000'e yükselterek Yunan birliklerine yaklaştı.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Büyük Taarruz” (sürüm 37929054), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.