TürkAta Vakfı'nın şirketiEğitim · Kültür · Yayıncılık · Yazılım · İletişimturkatav.org
Tükav GazilerEğitim Kültür Hizmetleri

TürkAta Dergisi · Sayı 1 · Bölüm V

Destanlar ve Edebiyat

Dede Korkut, Orhun, Manas, Kutadgu Bilig · Sayfa 48–53

Metinler dergiden aynen aktarılmıştır. Kaynak ve görsel hakları her içeriğin altında ve Kaynakça bölümündedir.

PDF
TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 48
Sayfa 48

Destanlar ve edebiyat

BÖLÜM V

V

Orhun’daki taşlardan Dede Korkut’a, Manas’tan Kâşgarlı Mahmud’a; sözün ve yazının mirası.

Dede Korkut Kitabı

49

Oğuzların destansı hikâyeleri

Orhun Yazıtları

50

Türklerin bilinen ilk alfabesi

Oğuz Kağan · Ergenekon

51

Destanlar

Manas · Kutadgu Bilig

52

Kırgız destanı ve Karahanlı eseri

Dîvânu Lugâti’t-Türk

53

Kâşgarlı Mahmud’un sözlüğü

Kapak görseli: Bilge Tonyukuk yazıtı · Vezirtonyukuk · CC BY-SA 4.0

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 49
Sayfa 49

DESTANL AR · OĞUZL AR

Dede Korkut Kitabı

Dede Korkut Kitabı (Dresden yazmasının adıyla: Kitāb-ı Dedem Ḳ orḳ ud Alā Lisān-ı Tāife-i Oġuzân; Vatikan yazmasının adıyla: Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve Gayrı), Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik… Dede Korkut Kitabı’nın Gonbad yazmasının ilk sayfası

Görsel: Bilinmeyen yazar · Kamu malı

Dede Korkut Kitabı (Dresden yazmasının adıyla: Kitāb-ı Ancak bu benzerliklere rağmen anlatıların ait olduğu kültürel Dedem Ḳ orḳ ud Alā Lisān-ı Tāife-i Oġuzân; Vatikan bağlamlar farklıdır. Dede Korkut’taki hikâye, Oğuz toplumunun yazmasının adıyla: Hikâyet-i Oğuznâme, Kazan Beğ ve değerlerini, yaşam tarzını ve kahramanlık anlayışını yansıtır. Bu Gayrı), Oğuz Türklerinin bilinen en eski epik destansı nedenle söz konusu benzerlikler, birebir bir etkilenmeden çok, hikâyeleridir. Hikâyeler, göçebe Türk halklarının sosyal yaşam farklı toplumların benzer korkular ve anlatı kalıpları tarzları ve İslam öncesi inançları için önemli olan ahlak ve üretmesiyle açıklanabilir.

değerleri taşır. Kitabın efsanevi anlatımı, başta Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan olmak üzere Oğuz kökenli

ESER

halkların kültürel mirasının bir parçasıdır. Aslen sözlü bir edebî Dede Korkut Kitabı, destansı Oğuz hikâyelerinin mecmuasıdır.

ürün olup, 14. veya 15. yüzyılda anonim bir yazar tarafından yazıya geçirilmiştir. Metnin Dresden yazması on iki, Vatikan yazması ise altı destansı hikâye ve bir önsözden oluşur. İçerdiği hikâyeler tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan birer sözlü gelenek ürünüdür. Hikâyeler kulaktan kulağa aktarıldığından dolayı gerçek hâlinin dışına çıkmıştır.

15. yüzyılın ikinci yarısında yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Oğuzların yaşam biçimlerinden ekonomisine, inançlarından giyinişlerine, beslenmelerinden içinde yaşadıkları doğaya kadar pek çok konuda bilgi sağlayan bir kaynaktır. Günümüze ulaşan üç el nüshası bulunmaktadır.

Gonbad el yazmasının keşfedildiği 2018 yılına kadar biri Vatikan'da ve biri Dresden'de olmak üzere yalnızca iki el yazması biliniyordu. Dede Korkut Kitabı’ndaki bazı hikâyeler ile Batı mitolojisi arasında benzerlikler kurmak mümkündür.

Özellikle Tepegöz anlatısı, Odysseia’da geçen tek gözlü dev Cyclops hikâyesini hatırlatır. Her iki metinde de insanlara zarar veren, güçlü bir dev vardır ve kahraman bu varlığı doğrudan güçle değil, daha çok zekâsını kullanarak yenmeyi başarır.

İçerdiği on iki hikâyenin büyük bölümü ilk defa X.-XI. yüzyıllar arasında Oğuzların eski yurdu olan Seyhun nehri boylarında ortaya çıkmış, XI. yüzyılda Oğuzlar'ın Kuzey İran, Güney Kafkasya ve Anadolu'yu ele geçirmeleri ile Yakındoğu'ya gelmiştir. “Alpamış” olarak da bilinen Bamsı Beyrek hikâyesi ise V.-VI. yüzyıllara kadar tarihlenmektedir. Hikâyelerin çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun iki büyük nehri Amıt suyu (Dicle) ve Aras nehrinin kollarından Kara Dere, Dereşam Suyu civarında geçer. "Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Boyu” hikâyesinde Trabzon çevresi net bir şekilde tasvir edilir. Hikâyelerinin yazıya geçirildiği tarih olarak XV. yüzyılın ikinci yarısı kabul edilmektedir. Kars, Erzurum civarında hüküm süren Akkoyunluların bu destanları yazıya geçirttiği tahmin edilmektedir. Destan döneminden halk hikâyeciliğine geçiş döneminin en önemli ürünü Dede Korkut Hikâyeleridir. Hem şiir hem de düzyazı biçiminde yazılmıştır. Olay içeren yerler düzyazı, duygu içerikli yerler şiir şeklinde yazılmıştır. Eserde nazım ve nesir bir arada verilmiştir.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Dede Korkut Kitabı” (sürüm 37810598), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 50
Sayfa 50

Bilge Tonyukuk yazıtı

Görsel: Vezirtonyukuk · CC BY-SA 4.0

YAZITLAR · GÖKTÜRKLER

Orhun Yazıtları

Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da Köktürk Yazıtları, Eski Türkçe (∶) olan, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile II.

Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da Köktürk Yazıtları, Eski Türkçe (∶) olan, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile II. Köktürk Kağanlığı döneminde Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Birçok kişi ilk Türkçe yapıt olarak bilse de ilk Türkçe yapıt Çoyr Yazıtıdır. Orhun Yazıtları Türkçenin tarihsel süreçteki gramer yapısı ve bu yapının değişimiyle ilgili bilgiler verdiği gibi Türklerin devlet anlayışı ile yönetimi, kültürel ögeleri, komşuları ile soydaşlarıyla olan ilişkileri ve sosyal yaşantısıyla ilgili önemli bilgiler içermektedir. Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarını Yollıg Tigin yazmıştır. Yollıg Tigin aynı zamanda Bilge Kağan'ın oğludur. Yazıtlarda bu abidelerin sonsuzluğa kadar kalması temennisi ile "Bengü Taşlar" denmiştir. Yazıtlar, 1889 yılında Moğolistan'da Orhun Vadisi'nde bulunmuşlardır. Bu yazıtlar II.

Göktürk Kağanlığı'na aittir. Yazılış tarihleri MS. 8. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Yazıtlardan Kül Tigin Yazıtı 732 yılında, Bilge Kağan Yazıtı 735 yılında yazılmışlardır. 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından, Rus Türkolog Vasili Radlof'un da yardımıyla çözülmüş ve aynı yılın 15 Aralık günü Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde bilim dünyasına açıklanmıştır.

YAZITLAR

Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları Moğolistan'daki Orhun Irmağı'nın eski yatağı yakınlarında, Koço Çaydam gölünün civarındadır. Yazıtlar arasındaki uzaklık 1 kilometre kadardır.

Matematik koordinatları 47o kuzey enlemi ve 102o doğu boylamıdır. (47°33'51"N, 102°49'55"E) Orhun Yazıtları bir hitap metni özelliğindedir. "Hem maddi bakımdan, hem manevi bakımdan bu yazıtlar birer abidedirler.(…) Kül Tigin abidesi, kağan olmasında ve devletin kuvvetlenmesinde birinci derecede rol oynamış bulunan kahraman kardeşine karşı Bilge Kağan’ın duyduğu minnet duygularının ve kendisini sanatkârane bir vecd ve coşkunluğun içine atan müthiş teessürün edebî bir ifadesidir." Metinlerin dili olan Türkçe kısımların dışında, Çince çevirisi de vardır. Bilge Kağan yazıtı, Bilge Kağan'ın ölümünden bir yıl sonra oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılmıştır. Yazıtta Bilge Kağan ve yeğeni Yolluğ Tigin'in sözleri yer almaktadır. Bilge Kağan yazıtı hem devrilmiş, hem de parçalanmıştır. O yüzden tahribat ve silinti Bilge Kağan yazıtında çok fazladır. Bu yazıtın etrafında yine türbe enkazı ve heykeller bulunmaktadır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Orhun Yazıtları” (sürüm 38070257), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 51
Sayfa 51

DESTANL AR · OĞUZL AR

Oğuz Kağan Destanı

Oğuz Han, Şam’dan gelen elçiyi kabul ediyor (minyatür)

Görsel: c. 1425-1430 artist · Kamu malı

Oğuz Kağan Destanı, Türk destanlarından, Hun-Oğuz destanları grubundandır. Oğuz Kağan Destanı'nın dört ayrı yazması vardır. Çağatayca ve Uygurca yazmalardaki Oğuz Kağan Destanı; Oğuz boyları, Türk dili, edebiyatı, folkloru, tarihi ve kültürü hakkında bilgi verir. Destan Türklerin atası olduğu varsayılan Oğuz Kağan'ın hayatını anlatır.

PARİS ELYAZMASI

Tahtta Oğuz Han (minyatür)

Görsel: Jami al-Tawarikh artist, 1420-1430 artist · Kamu malı Paris Millî Kütüphanesi'nde bulunan Uygur harfli yazma, Oğuz Kağan Destanı'nın günümüze ulaşan en eski nüshası olarak kabul edilmektedir. Bu nüshanın hangi müstensih tarafından, nerede ve ne zaman kaleme alındığı kesin olarak bilinmemektedir. Araştırmacı Ferruh Ağca'ya göre, nüshanın dil özellikleri metnin 14. yüzyılın sonları ile 15. yüzyılın başlarında, Moğol hâkimiyetindeki Çağatay dil sahasında Oğuz ve Kıpçak ağızlarının karışımıyla yazıldığını göstermektedir. Uygur Oğuz Kağan Destanı MÖ 201 - 126 yılları arasında büyük bir göçebe devleti kuran Hiung-nu'larla ilgilidir. Oğuz Kağan'ın bu devleti kuran Mete olduğu ileri sürülmektedir. Zeki Velidi Togan'a göre ise, Oğuz Kağan Destanı'nın kökeni daha eski çağlara, MÖ 7. yüzyılda merkezi Orta Asya'da bulunan Sakalar ile birkaç asır sonraki İskitlerdir. Paris elyazmasının transkripsiyonu 1891 yılında W. Radloff tarafından Kutadgu Bilig basımının içinde yayınlandı.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Oğuz Kağan Destanı” (sürüm 37853035), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

DESTANL AR · GÖKTÜRKLER

Ergenekon Destanı

E

Ergenekon Destanı

Görsel: Wirtex02 · CC BY-SA 4.0

Ergenekon’dan çıkış (minyatür)

Görsel: Wikimedia Commons katkıcısı · Kamu malı rgenekon Efsanesi veya Ergenekon Destanı; kaynaklara göre Göktürklerin yeniden doğuşuna ilişkin hikâye.

TARİHÎ ESERLERDE ERGENEKON DESTANI

14. yüzyılda Reşidüddin Hamedani'nin kaleme aldığı Cami’üt-Tevarih adlı eserinin "Mujallad-i Awwal" (Birinci Kitabı: Moğol tarihi) in "Bāb-i Awwal" (Birinci Bölüm: Türk ve Moğol kabilelerinin tarihi) inde Moğolların yaratılış destanı olarak anlatılan efsane, 17. yüzyılda Şiban'ın torunlarından ve Hiva Hanlığının hanı olan Ebu'l Gazi Bahadır'ın kaleme aldığı Şecere-i Türkî adlı eserde de Moğolların yaratılış destanı olarak anlatılır, bazı kaynaklara göre ise bir Türk destanıdır. Bahsi geçen iki tarihi kaynakta Nekuz (Nüküz) ve Qiyan (Kıyan) adlı kardeşler ile onların eşleri Tatarlar tarafından yenilince önce Ergene Kon (Ergene Qon) adı verilen dar ve sarp bir yere gitmiş, 400 yılda sülalesi çoğalıp oraya sığmaz olunca Ergenekon'dan çıkmıştır. Ergenekon'dan çıktıkları zaman yol göstericilerinin Börteçine olduğu düşünülmektedir. Başka kaynakçalara göre ise Ergenekon bölgesinde yaşayan Göktürk milletine o bölgenin sahibi olan ülke tarafından baskı yapılmış. Ergenekon'luların bulundukları bölgeden çıkması imkânsızmış. Çünkü etrafları dağlarla çevriliymiş. Ergenekonlular buradan çıkmak için büyük bir ateş yakıp bu dağları eritmiş ve kurtulmuşlardır. Ancak Göktürklerin yaratılış destanıyla olan benzerlikleri gerekçe göstererek Türklere ait bir destan olduğunu iddia eden araştırmacılar da mevcuttur.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Ergenekon Destanı” (sürüm 38154225), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 52
Sayfa 52

DESTANL AR · KIRGIZL AR

Manas Destanı

Manas Destanı’nı konu alan 1990 tarihli SSCB pulu

Görsel: USSR Post · Kamu malı

Manas Destanı, Kırgızların millî destanıdır. Mani dinini yaşayan Karahitaylar ile Müslüman Karahanlılar arasındaki mücadelede Kırgızların durumunu ve Manas adlı kişinin başından geçenleri anlatan destandır. Ünlü Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918), Manas Destanı'yla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan'ın Tokmok kenti güneyindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan (destanı günümüze kadar nesilden nesile aktaragelen sözlü anlatıcılar) 1869'da yapmıştır. Halk arasında bu sözlü halk edebiyatı anlatıcılarına ırçı veya comokçu da denmiştir. Manas Destanı'na hâlâ eklemeler yapılmaktadır ve destanın 130'dan fazla değişik biçimi vardır. Prof. Dr. Gülzura Cumakunova Türkiye'de çalışan önemli bir Manas Destanı araştırmacısıdır.

MANAS HAKKINDA ANLATILAR

Manas Han'ın babası Yakup Han'dır. Annesinin adı Çığrıcı'dır. Yakup Han ile Çığrıcı Hanım evlendikten on dört sene sonra Manas doğmuştur. Doğumu üzerine civardan gelen elçiler, onun bir kahraman olacağını hemen anlamışlardır. On yaşına gelince tam bir kahraman olur. Düşmanlarının üzerine saldırarak perişan eder. Atlarına at erişemez, zırhına ok işlemez. Yakup Han, oğlunun atılganlıklarını, kahramanlıklarını görünce, onu korumak, onunla arkadaşlık etmek üzere, Bakay adında bir kişiyi onun yanına koymuştur. Manas, Nogay boyundan gelmektedir. Kalmuk baskınlarına karşı Kırgız halkının birliğini, bütünlüğünü korur ve bir kahramanlık ve özgürlük sembolü haline gelir.:Cengiz hanın oğulları! Sen dağların Bürküt-batır'ı, sen göllerin Er-Sazan'ı, geri fırlayan Kan-keldi'm, kara talih Can-keldi'm, Iraman'ın Irçı-uul, yırtıkları yamayan, bozukları düzelten tatlı dilli Acıbay

Metin: Türkçe Vikipedi, “Manas Destanı” (sürüm 37128723), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

EDEBİYAT · KARAHANLILAR

Kutadgu Bilig

Kutadgu Bilig ([qʊtaðˈɢʊ bɪˈlɪɡ]) (Günümüz Türkçesi ile: Mutluluk Veren Bilgi ya da Devlet Olma Bilgisi), 11. yüzyıl Karahanlı Türklerinden Yusuf Has Hacib'in Doğu Karahanlı hükümdarı ve Kaşgar Prensi Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han'a (Ebû Ali Hasan bin Süleyman Arslan) atfen yazdığı ve takdim ettiği Orta Türkçe eserdir. Eser, Karahanlıca olarak da isimlendirilen Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır.

Kutadgu Bilig yazması

Görsel: Jusup Balasagyn · Kamu malı

ESERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Mesnevi tarzında ve aruz vezniyle yazılmıştır. Siyasetname türünün Türk edebiyatındaki ilk örneğidir. Eski Türkçe olarak kabul edilen Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Nazım birimi beyittir. (Redif ve kafiye kullanılmıştır.) İslamiyet'in Türklerce kabulünden sonraki bilinen ilk yazılı eserdir. Alegorik ve didaktiktir. Bazı bölümlerinde ansiklopedik bilgiler içerir. 'Kutlu Olma Bilgisi' veya 'Mutluluk Veren Bilgi' olarak Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. 18 ayda tamamlanmıştır. Anlatılmak istenenler 4 sembolik kişilik üzerinden anlatılmıştır. Bunlar; Kün Togdı (hükümdar, kanun, adalet); Ay Toldı (mutluluk, saadet); Odgurmış (akıbet, hayatın sonu); Ögdülmiş (Akıl, zeka) 6645 beyitten oluşan manzum bir eserdir. 6500 beyti aşan Kutadgu Bilig'de, yüz civarında Arapça, Farsça kökenli sözcük vardır. Sözcükler manzumenin gerektirdiği retoriğe göre seçilir. Tapug ~ taat, törütigli ~ halik, yükün- ~ namaz kıl- gibi Türkçe kökenli ya da ödünç sözcükler; ölçüye, bağlama göre serbestçe kullanılır. KB'de Allah, cennet, cehennem, şeytan, melek, savm, salat gibi Arapça kökenli temel İslami terimlerin yer almaması dikkat çekicidir.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Kutadgu Bilig” (sürüm 38080389), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 53
Sayfa 53

EDEBİYAT · KARAHANLILAR DÖNEMİ

Dîvânu Lugâti’t-Türk

Kitâbu Dîvânu Lugâti't-Türk (Türkçe: Büyük Türk Sözlüğü Derlemesi), Orta Türkçe Dönemi'nde Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat'ta 10721074 yılları arasında Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar… Kâşgarlı Mahmud’un dünya haritası (Dîvânu Lugâti’t-Türk)

Görsel: Kaşgarlı Mahmud · Kamu malı

Kitâbu Dîvânu Lugâti't-Türk (Türkçe: Büyük Türk Sözlüğü Derlemesi), Orta Türkçe Dönemi'nde Kâşgarlı Mahmud tarafından Bağdat'ta 1072-1074 yılları arasında Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek maksadıyla yazılan Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olup Batı Asya yazı Türkçesiyle ilgili var olan en kapsamlı ve önemli dil yapıtıdır.

Bilinen tek yazma nüshası, İstanbul'daki Fatih Millet Kütüphanesindedir. Eser, yaklaşık 8.000 civarında madde başı içerir. Bu eser için Kâşgarlı Mahmud tarafından halk arasında kullanılan Türkçe kelimeler derlenmiş; daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla deyimlerden, atasözlerinden ve şiirlerden örnekler verilmiş ve bunların Arapça tercümeleri de yapılmıştır. Kökleşik Arap sözlük bilgisi ilkelerine göre hazırlanmış olan sözlük, muhtemelen 1077 yılında Bağdat'ta Halife Muktedî-Biemrillâh'ın oğlu Ebü'l-Kāsım Abdullah'a takdim etmiştir. Eser, bir sözlük olmanın dışında Türkçenin 11.

yüzyıldaki dil özelliklerini belirten, ses ve yapı bilgisine ışık tutan bir gramer kitabı niteliğindedir. Ayrıca yazıldığı devirdeki kişi, boy ve yer adları kaynağı; Türk tarihi, mitolojisi, coğrafyası, halk edebiyatı, tıp bilgileri ve tedavi usullerine dair bilgi veren ansiklopedik bir eserdir. Eserde yer alan harita, ilk Türk dünyası haritası olması bakımından büyük değer taşır.

Fatih Millet Kütüphanesindeki nüsha esas alınarak eserin 1941'de Türk Dil Kurumu ve 1990'da Kültür Bakanlığı tarafından tıpkıbasımı yayımlanmıştır. UNESCO ayrıca 2024 yılını "Dîvânu Lugâti't-Türk Yılı" olarak ilan etmiştir.

YAZMA NÜSHA

Türk dilinin en eski ve değerli sözlüğünün elde bulunan tek yazma nüshası, 1266 yılında Şam'da yaşayan müstensih Sâveli Muhammed tarafından temize çekilip 1 Ağustos 1266 (hicri 27 Şevval 664) Pazar günü tamamlanmıştır. El yazma nüshası, büyük boy 319 varaktır. Ebû Hayyân el-Endelüsî'nin Kitâbü'l- İdrâk li-lisâni'l-Etrâk'inde, Bedreddin Aynî'nin İkdü'l-Cüman eserinde ve kardeşi Şehâbeddin Ahmed ile birlikte yazdıkları Târîḫu'ş-Şihâbî adlı eserde Dîvânu Lugâti't-Türk'ten faydalandıkları ifade edilmiştir. Kâtip Çelebi Keşfü'ẓ-ẓunûn'da

Dîvân'dan söz etmiştir.

ALİ EMÎRÎ TARAFINDAN BULUNMASI

Varlığı, ondan söz eden 14. yüzyıl yapıtlarından ötürü bilinmekle birlikte yıllarca ele geçmeyen yapıt, II. Meşrutiyet'in ilanını izleyen yıllarda İstanbul'da bulundu. Türklük bilimi camiasında genel kabul görüp yaygınlaşan öyküye göre Dîvânu Lugâti't-Türk'ün 1266'da istinsah edilmiş bu birinci nüshası, Dîvân, Vanioğullarından Ahmet Nazif Paşa'nın elinde 1905'e değin korunmuş, daha sonra akrabası bir yaşlı hanım tarafından Sahaflar Çarşısı'nda satılması için Burhan Bey'in sahaf dükkânına bırakılmıştı. Yapıtı Ali Emîrî Efendi; 1915 yılında tesadüfen bulmuş, 3 lira bahşiş verip toplam 33 liraya satın almıştır. Bir söylentiye göre de yanında para olmadığı için eve gidip parayı alana değin kitabın başkasına satılmaması için dükkân sahibini dükkâna kilitlemiştir.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Dîvânu Lugâti't-Türk” (sürüm 38154222), CC BY-SA 4.0 — dergi için derlenip kısaltılmıştır. Görsel sahipleri ve lisanslar görsellerin altındadır.