TürkAta Vakfı'nın şirketiEğitim · Kültür · Yayıncılık · Yazılım · İletişimturkatav.org
Tükav GazilerEğitim Kültür Hizmetleri

TürkAta Dergisi · Sayı 1 · Bölüm IX

Bilgeler ve Gönül Erenleri

Bilim, düşünce ve tasavvuf · Sayfa 77–87

Metinler dergiden aynen aktarılmıştır. Kaynak ve görsel hakları her içeriğin altında ve Kaynakça bölümündedir.

PDF
TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 77
Sayfa 77

Bilgeler ve gönül erenleri

BÖLÜM IX

IX

Farabî’den Aziz Sancar’a bilim insanları; Ahmed Yesevî’den Hacı Bayram-ı Veli’ye Anadolu’nun gönül erleri.

İbn-i Sina

Farabi

Görsel: Iraninhk · CC BY-SA 4.0

Görsel: Abolhassan Sadighi; Ehsan 1987 · Kamu malı

Bîrûnî

Harezmî

Cezerî

Görsel: Michel Bakni · CC BY-SA 4.0

Görsel: Zarateman · CC0

Görsel: Fahads1982 · CC BY-SA 4.0

Görsel sahipleri ve lisanslar her görselin altındadır; Vikipedi metinleri CC BY-SA 4.0 ile kullanılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 78
Sayfa 78

BİLİM İNSANI

Farabi

870 – 951

Fârâbî (872, Fârâb - 950/951, Şam), 8. ve 13. yüzyıllar arasındaki İslam'ın Altın Çağı'nda yaşamış ünlü filozof ve bilim insanıdır. Aynı zamanda gök bilimci, mantıkçı ve müzisyendir. Mantık ilmine yapmış olduğu katkıları ve düzenlemeleri sayesinde Fârâbî Orta Çağ İslam aydınları arasında Muallim-i Sânî ya da Hace-i Sâni (İkinci Üstat / Magister secundus) olarak bilinir. Hace-i Evvel (Birinci Üstat / Magister Primus) ise Aristo'dur. Farabi'nin hayatı, halefi olduğu Kindi gibi çok az bilinir. Bağdat, Halep ve Mısır'da bulunduğu, hayatının önemli bir kısmında Halep'teki Şii Hamdani hanedanı tarafından desteklendiği bilinmektedir. Etnik kimliği tartışmalıdır. Kimi kaynaklara göre Fars kimilerine göre Türk kökenlidir. Ancak Farabi, bütün eserlerini Arapça yazmıştır. Farabi, Aristo'nun temel eserlerinin birçoğunu

Farabi

Arapçaya yeniden çevirmiş, bu eserlerin daha iyi anlaşılabilmesini sağlayan şerhler yazmıştır.

Görsel: Iraninhk · CC BY-SA 4.0

Bu yanıyla hem İslam dünyasında antik felsefenin anlaşılmasını sağlamış hem de Arapçanın bir felsefe dili hâline gelmesine büyük bir katkı yapmıştır. Farabi'nin bu büyük katkısının yanında İkinci Üstat kabul edilmesinin ana nedeni İbn-i Haldun'a göre onun mantık alanında yaptığı çalışmalardır. Farabi, Aristo'nun 6 ciltlik temel mantık kitabı Organon'un tüm bölümlerini içeren çeviriler ve şerhler kaleme aldı ve Organon'u iki bölüm daha ekleyerek 8 cilte çıkardı.

Mantık ifadeleri, onu ifade etmek için kullanılan dil ve bilgi ile ilişkili olduğu için Farabi'nin mantık dışında dil felsefesi ve epistemoloji üzerinde de yoğun şekilde durduğu görülür. Farabi'nin diğer bir çalışma alanı doğa felsefesi, metafizik ve psikoloji olmuştur. Doğa anlayışı dönemin Batlamyusçu dünya merkezli görüşüne uygundur. Farabi'nin geliştirdiği sudûr teorisi ise Neoplatoncu ve İsmaili kökenlere dayanır. Bu anlayış daha sonra İbn-i Sina tarafından geliştirildi. Farabi'ye atfedilen kitapların sayısı 100 ile 160 arasındadır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Fârâbî” (sürüm 37070909), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

İbn-i Sina

980 – 1037

İbn Sînâ veya Ebu Ali Sînâ ya da Batılıların söyleyişiyle Avicenna (y. 980 – Haziran 1037), İslam'ın Altın Çağı döneminin en önemli doktorlarından, astronomlarından, düşünürlerinden, yazarlarından ve bilginlerinden biri olarak kabul edilen Fars polimat ve "polimerik erken tıbbın babası" olarak bilinen tabiptir. Buhara yakınlarındaki Efşene köyünde (Özbekistan) 980 civarında dünyaya gelmiş ve 1037 yılında Hemedan şehrinde (İran) ölmüştür.

Tıp ve felsefe alanına ağırlık verdiği değişik alanlarda 200 kadar kitap yazmıştır. Batılılarca modern Orta Çağ biliminin kurucusu ve tabiplerin önderi olarak bilinen İbn-i Sina, "Büyük Üstat" ismiyle de tanınır. Tıp alanında yedi yüzyıl boyunca temel kaynak eser olarak süregelen

İbn-i Sina

"El-Kanun fi't-Tıb" (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiş ve bu kitap, değişik Avrupa

Görsel: Abolhassan Sadighi; Ehsan 1987 · Kamu malı üniversitelerinde 17. yüzyıl ortalarına kadar tıp biliminde temel eser olarak okutulmuştur. İbn Sînâ, Kuşyar isimli bir tabibin yanında tıp eğitimi almıştır. Değişik konular üzerine, 240'ı günümüze kadar gelen 450 kadar makale yazdı. Elimizdeki yazılarının 150 tanesi felsefe, 40 tanesi de tıp üzerinedir. Eserlerinin en ünlüleri, felsefe ve fen konularını içeren çok geniş bir çalışma olan Kitabü'ş-Şifa (İyileşme Kitabı) ile El-Kanun fi't-Tıb'dır (Tıbbın Kanunu). Bu iki eser, Orta Çağ üniversitelerinde okutulmasıyla birlikte, Montpellier ve Louvain'de 1650 yılına kadar ders kitabı olmuştur. Sâmânî sarayı kâtiplerinden Abdullah bin Sina'nın oğlu olan İbn Sînâ; önce babasından, ardından ünlü bilgin Nâtilî'den ve Hanefi fakihi İsmâil ez-Zâhid'den dersler aldı.

Geometri (özellikle Öklid geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahiv, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi'nin el-İbane'si aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997), saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce, Gürgan'da Şirazlı Ebu Muhammed'den destek gördü.

T Ü R K ATA D E R G İ S İ · Y I L 1 · S AY I 1 · E K İ M 2 0 2 6 Metin: Türkçe Vikipedi, “İbn Sina” (sürüm 38306972), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 79
Sayfa 79

BİLİM İNSANI

Bîrûnî

973 – 1048

Bîrûnî (4 Eylül 973 Kat - 13 Aralık 1048 Gazne), İslam'ın Altın Çağı'ndaki çalışmaları ile bilinen hezârfen. Tam adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Bîrûnî'dir. Batı dillerinde adı Alberuni veya Aliboron olarak geçer. Matematik, doğa bilimleri, coğrafya, tarih ve tıp alanındaki çalışmalarıyla tanınır.

Bîrûnî

Görsel: Michel Bakni · CC BY-SA 4.0

H AYAT I

Bîrûnî, Orta Asya'da tarihi bir bölge olan Harezm'de doğdu. Küçük yaşta babasını kaybetti.

Harezm'de Afrigoğulları (Âl-i Irak) hanedanı tarafından korundu, sarayda matematik ve astronomi eğitimi aldı. Buradaki hocaları İbn-i Irak ve Abdussamed bin Hakîm'dir. Bu dönemde daha 17 yaşındayken ilk kitabını yazdı. Harezm, Me'mûnîler hanedanının yönetimine girince Bîrûnî de İran'a giderek bir süre burada yaşadı. Daha sonra ise Ziyârîler tarafından korunmaya başlandı. El-Âsârü'l-Bâkıye adlı kitabını Ziyârîlerin sarayında yazmıştır. İki yıl da burada çalıştıktan sonra memleketine geri döndü ve Ebu'l Vefâ ile gökbilim ve astroloji üzerine çalışmaya başladı. 1017'de Gazneli Mahmut, Harezm'i zapt ettiğinde Bîrûnî de Gazne şehrine gelerek burada Gazneliler'in himayesine girdi. Sarayda büyük itibar gördü ve Gazneli Mahmut'un Hindistan seferine katıldı. Burada Hint bilim adamlarının dikkatini çekti ve Hint ülkesi alınınca da Nendene şehrine yerleşerek bilimsel çalışmalarına burada devam etti.

Sanskritçeyi öğrenerek Hint toplumunun yaşamı ve kültürü üzerine çalıştı. Buradan tekrar Gazne şehrine döndü ve yaşamının geri kalan kısmını bu şehirde tamamladı. Bu dönem Bîrûnî'nin en verimli zamanı sayılmaktadır. Uzun zamandır hazırladığı Tahdîdu Nihâyet'il Emâkin adlı eserini bu döneme denk gelen 1025 yılında yayımladı.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Bîrûnî” (sürüm 38306980), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

Harezmî

780 – 850

Hârizmî ya da tam künyesiyle Ebû Ca'fer Muhammed bin Mûsâ el-Hârizmî (d. 780, Harezm - ö. 850, Bağdat); matematik, gök bilim, coğrafya ve algoritma alanlarında çalışmış Fars bilim insanı. Hârizmî 780 yılında Harezm bölgesinin Hive şehrinde dünyaya gelmiştir. 850 yılında Bağdat'ta ölmüştür. Hint rakamları üzerine yaptığı çalışmaların Latince çevirileri ondalık konumsal sayı sistemini 12. yüzyılda Batı dünyasına tanıtmıştır.

Hârizmî'nin Tamamlama ve Dengeleme ile Hesaplamaya Dair Özlü Kitabı doğrusal ve ikinci dereceden denklemlerin ilk sistematik çözümünü sunmuştur. Cebiri bağımsız bir disiplin olarak öğreten, "indirgeme" ve "dengeleme" (denklemin farklı taraflarındaki benzer terimlerin aynı

Harezmî

Görsel: Zarateman · CC0

tarafa alınarak sadeleştirilmesi) yöntemlerini tanıtan ilk kişi olduğu için, Hârizmî cebrin atası ya da kurucusu olarak tanımlanmıştır. Cebir alanındaki çalışmaları, 16. yüzyıla kadar Avrupa üniversitelerinde temel matematik ders kitabı olarak kullanılmıştır. Batlamyus'un “Coğrafya” isimli yapıtını gözden geçirerek düzenlemiş, astronomi ve astroloji alanında çalışmalar yapmıştır. Bazı kelimeler Harezmî'nin matematiğe olan katkılarının önemini yansıtır. “Cebir”

kelimesi ikinci dereceden denklemleri çözmek için kullandığı iki işlemden biri olan el-cebirden türemiştir. Algoritma kelimesi ise isminin Latin biçimi olan Algoritmi'den gelmektedir. Ayrıca ismi her ikisi de basamak anlamına gelen, (İspanyolca) "guarismo" ve (Portekizce) "algarismo"

kelimelerinin kökenini oluşturur.

H AYAT I

Hârizmî'nin hayatına dair kesin olarak bilinen ayrıntı az sayıdadır. İranlı bir ailede, Büyük Horasan'ın Harezm şehrinde (modern Hive, Harezm bölgesi, Özbekistan) doğmuştur.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Hârizmî” (sürüm 38303166), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 80
Sayfa 80

BİLİM İNSANI

Cezerî

1136 – 1206

Cezerî (1136, Cizre – 1206) ya da tam adıyla İsmâil bin er-Rezzâz el-Cezerî, İslam'ın Altın Çağı döneminde çalışmalar yapan Cizreli Müslüman âlim, mucit ve mühendistir. Sibernetiğin ilk adımlarını attığı ve ilk robotu yapıp çalıştırdığı kabul edilen Cezerî'nin, ünlü sanatçı Leonardo da Vinci'ye ilham kaynağı olduğu düşünülür. Sibernetik alanının en büyük dâhisi olarak kabul edilen, fizikçi, robot ve matris ustası Cezerî, Cizre'de doğup yine orada ölmüştür. Cizre ve Diyarbakır bölgesinde yaşamış olan ve dünya literatüründe de çok

Cezerî

Görsel: Fahads1982 · CC BY-SA 4.0

önemli bir yere sahip olan bu bilim insanı, yaklaşık 50 mekanik cihazı ve bunların nasıl inşa edileceğine dair talimatları tanımlamıştır. Bunlar arasında daha çok ''filli su saati'' icadıyla tanınmaktadır.

ETNİK KÖKENİ

Cezerî'nin hayatına ilişkin detaylı bilgileri veren Cizreli araştırmacı yazar Abdullah Yaşın, ondan ''Cizreli büyük Kürt mucit'' olarak söz etmekte ve Cezerî'nin ana dili olan Kürtçe dışında Arapça, Farsça, Türkçe ve Latince bildiğini belirtmektedir. Bilim insanı ve yazar Toygar Akman, akademisyen ve bilim tarihçisi Zekai Şen ve yabancı kaynaklardan da Sırp mühendis Miomir Vukobratović, Cezerî'den ''Türk mucit'' diye bahsetmektedir. Bilim insanı Francis Charles Moon ve kimi araştırmacının iddiasına göre ise Arap mucittir. Yabancı kaynaklarda, genellikle bilim tarihine ilişkin kaynaklara bakıldığında, etnik kökene fazla bir vurgu yapılmamaktadır. Yakın Çağ öncesi bilim döneminden daha çok Uzakdoğu, Çin, Mısır, Yunan, İslam (veya Arap) ve Orta Çağ Avrupa olarak anılmaktadır. Nitekim anılan kaynaklarda Cezerî, bir Arap mucidi veya çoğunlukla bir İslam bilgini olarak anılmaktadır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Cezerî” (sürüm 37923888), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

Ali Kuşçu

1403 – 1474

Ali Kuşçu veya asıl adıyla Ali bin Muhammed (1403, Semerkand - 16 Aralık 1474, İstanbul), Timur İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşamış olan astronom, matematikçi, fizikçi, filozof ve dil bilimcidir.

HAYATI VE BİLİMSEL ÇALIŞMALARI

Astronom, matematikçi ve kelâm âlimi olan Ali Kuşçu, 1403'te Semerkand'da, Timur İmparatorluğu topraklarında doğdu. Babası Muhammed, Timur İmparatorluğu hükümdarı ve astronomu olan ve aynı zamanda Timur'un torunu olan Uluğ Bey'in kuşçusu olduğu için, ailesi "Kuşçu" lakabıyla meşhur olmuştur. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye pek ilgi duyan Ali Kuşçu, bu alanlarda Bursalı Kadızâde Rûmî, Gıyaseddin Cemşid ve Muînuddîn Kâşî gibi isimlerden ders aldı. Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman'a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrid adlı eserini yazdı. Ali Kuşçu,

Ali Kuşçu

Görsel: Bilinmeyen ressam (minyatür) · Kamu malı Semerkand ve Kirman'da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey'e yardımcı ve rasathanesine müdür oldu. Uluğ Bey tarafından Çin'e yollandığı ve dönüşte de Dünya'nın yüzölçümünü ve ekliptiği 24 derece olarak hesapladığı bilinir.

1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Osmanlı Devleti ile barış görüşmelerinde yardımını istedi. Bunun üzerine Ali Kuşçu, bir süre Uzun Hasan'ın sözcülüğünü yaptı. Ardından, Osmanlı padişahı II. Mehmed'in davetiyle İstanbul'a gitti.

T Ü R K ATA D E R G İ S İ · Y I L 1 · S AY I 1 · E K İ M 2 0 2 6 Metin: Türkçe Vikipedi, “Ali Kuşçu” (sürüm 38115806), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 81
Sayfa 81

HÜKÜMDAR

Uluğ Bey

1394 – 1449

Uluğ Bey (Özbekçe: Mirzo Ulug'bek, ‌Ulug Beg; asıl adı: - Mīrzā Muhammed Ṭaragay bin Şāh Ruḫ; 22 Mart 1394 - 27 Ekim 1449), Timur İmparatorluğu'nun 4. sultanı Türk matematikçi ve astronomi bilginiydi. Uluğ Bey, trigonometri ve küresel geometri gibi astronomiyle ilişkili matematik alanlarındaki çalışmaları ile tanınır; bunun yanı sıra sanatlara ve entelektüel etkinliklere duyduğu genel ilgiyle de öne çıkar. Arapça, Farsça, Çağatay Türkçesi ve Moğolcanın yanı sıra sınırlı düzeyde Çince de bildiği düşünülmektedir. Hükümdarlığı döneminde (ilkin vali, ardından fiilen hükümdar olarak), gösterdiği ilgi ve himaye sayesinde Timur İmparatorluğu, Timurlu Rönesansı olarak adlandırılan kültürel yükselişin doruk

Uluğ Bey

Görsel: Bilinmeyen ressam · Kamu malı

noktasına ulaşmıştır. Semerkant, babası Şahruh tarafından fethedilerek Uluğ Bey'e verilmiştir.

Uluğ Bey, 1424–1429 yılları arasında Semerkant'ta Uluğ Bey Rasathanesi’ni inşa ettirdi. Bu yapı, dönemin bilginleri tarafından İslam dünyasının en seçkin rasathanelerinden biri ve Orta Asya’nın en büyüğü olarak kabul edilmiştir. Uluğ Bey, bu çalışmaları sayesinde birçok araştırmacı tarafından 15. yüzyılın en önemli gözlemsel astronomu olarak değerlendirilmiştir.

Ayrıca 1417–1420 yılları arasında Semerkant ve Buhara’da Uluğ Bey Medresesi’ni yaptırarak bu şehirleri Orta Asya’nın önemli ilim ve kültür merkezlerine dönüştürmüştür. Buna karşılık, Uluğ Bey’in bilimsel yetkinliği yönetim becerileriyle aynı ölçüde güçlü değildi. Kısa süren saltanatı boyunca otoritesini sağlamlaştırmayı başaramadı. Bu durumdan yararlanan, aralarında kendi ailesinin de bulunduğu rakip güçler tarafından tahttan indirildi ve sonunda öldürüldü.

BİYOGRAFİ

Babası Timur'un küçük oğlu Şahruh, annesi Gevher Şâd'dır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Uluğ Bey” (sürüm 38230473), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

Takiyüddin

1526 – 1585

Takiyüddin bin Maruf-i (İngilizce: Taqi al-Din) (14 Haziran 1521 - 18 Şubat 1585), Osmanlı Türkü hezârfen, gökbilimci, mühendis, matematikçi ve mekanik bilimci. Osmanlı'nın en önemli astronomlarından olan Takiyüddin, 14 Haziran 1526 tarihinde Şam'da doğdu ve Mısır ve Şam'da yetişti. 1550 yılında İstanbul'a gelen Takiyüddin, 1577 yılında III. Murat'ın fermanıyla Tophane sırtlarında bir gözlemevi kurmuştur. Sinüs/tanjant hesaplarını tablolar halinde kullanıma sunmuş, 841'i Türkçe 1337 eser oluşturmuştur. Akıldışı söylentiler sonucu Tophane sırtlarındaki gözlemevi Padişah (III. Murat) emriyle yıkılmıştır. Yeni bir gözlemevi ancak 300 yıl sonra kurulmuş ancak bu sefer de 31 Mart ayaklanmasına kurban gitmiştir.

Kepler'in hocası Tycho Brahe ile aynı zamanda yaşamış ve yaklaşık aynı gözlemleri yapmıştır.

Takiyüddin

Görsel: Ala ad-Din Mansur-Shirazi · Kamu malı

Rasathane yıkıldığı için çalışmaları son bulmuştur. Diğer taraftan Kepler, Brahe'nin gözlemlerini kullanarak Kepler yasaları diye bilinen gezegenlerin dönüşleri ile ilgili yasaları keşfetmiştir.

H AYAT I

1526'de Türk kökenli bir ailenin üyesi olarak Şam'da doğdu. 1521'de Doğmuş olduğu bilgisi yanlıştır. Eğitiminden sonra Tennis kadılığına atandı. Kadılığı sırasında yaptığı gözlemler ile ün kazandı. 1571'de Mustafa Çelebi'nin ölümünden sonra II. Selim tarafından saray müneccimbaşılığına atandı. 1574 yılında Galata Kulesi'nde gözlem çalışmalarına başlamıştır.

Hoca Saadettin ve Sokullu Mehmet Paşa'nın desteği ve Padişah III. Murat'ın fermanıyla 1577 yılında Tophane sırtlarında Takîyüddîn'in yönetimi altında bir gözlemevi olan Takiyüddin'in Rasathanesi kurulmuştur. 1580 yılında topa tutularak yıkılmıştır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Takiyüddin” (sürüm 37806183), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 82
Sayfa 82

BİLİM İNSANI

Kaşgarlı Mahmud

1029 – 1101

Kaşgarlı Mahmud

Görsel: Zossolino · CC BY-SA 4.0

Mahmûd bin Hüseyîn bin Muhammed el-Kâşgarî (Uygurca: Mehmud Qeshqeri) veya bilinen adıyla Kâşgarlı Mahmud (1008-1102), Türk dilleriyle ilgili çalışmalarıyla tanınmış 11. yüzyıl leksikografı. Kâşgar'ın 45 km güneybatısındaki Opal kasabasında dünyaya geldi. Bazı kaynaklara göre ise Isık Göl yakınındaki Bars Kul'da doğmuştur.

DOĞUMU

Kâşgarlı Mahmud, 1008 yılında Kâşgar'da dünyaya geldi. "Hamirler" diye çağrıldığını, bunun Oğuzların "emîr" yerine "hemîr" demelerinden kaynaklandığından bahsetmektedir. Kendisinin verdiği bu bilgilerden, Türk tarihinin önemli devletlerinden birisi olan Karahanlı Devleti'nin hanedan sülalesine mensup olduğu anlaşılmaktadır. Başka araştırmalara göre Batı Karahanlı hakanlarından Buğrahan Muhammet Yağan Tekin'in (Bogra Yagan Tégin) torunu ve Şehzade Hüseyin Emir Tekin'in oğludur. Yağan Tekin, on sekiz aylık kısa hakanlık döneminden sonra tahtı kendi isteği ile Kâşgarlı Mahmud'un babası Hüseyin Emir Tekin'e (Hüseyin Çağrı Tégin)

devretmek istemiştir. Bu devir teslim için büyük ziyafetler hazırlanmış, davullar dövülmüştür.

Bu ziyafet sırasında Yağan Tekin'in eşlerinden Hanısı, tahta kendi oğlu İbrahim'i geçirebilmek için diğer şehzadeleri zehirlemiştir. Kâşgarlı Mahmud'un babası da zehirlenenler arasındadır.

SOYU

Karahanlı soyundan asil bir ailenin ferdi olan Muhammed bin Hüseyin'in (Hüseyin Çağrı Tegin) oğludur. Annesinin ismi Bibi Rābiy'a el-Basrī'dir.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Kâşgarlı Mahmud” (sürüm 38270708), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

Aziz Sancar

d. 8 Eylül 1946

Aziz Sancar (d. 8 Eylül 1946, Savur, Mardin), Türk-Amerikalı doktor, akademisyen, biyokimyager ve moleküler biyologdur. 2015 yılında, Tomas Lindahl ve Paul L. Modrich ile birlikte DNA onarımına ilişkin çalışmaları nedeniyle Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülmüştür. 8 Eylül 1946 tarihinde Mardin'in Savur ilçesinde doğan Aziz Sancar, 1997 yılından beri ABD'deki Kuzey Karolina Üniversitesi'nde görev yapmaktadır. Son 20 yıldır DNA onarımının

Aziz Sancar

Görsel: Holger Motzkau · CC BY-SA 3.0

pek çok parçasının tanımlanmasında kullanılan biyokimyasal yaklaşımlardaki öncülüğü ile tanınır. Aynı zamanda Mehmet Özdoğan ile birlikte ABD Ulusal Bilimler Akademisi'ne seçilen ilk Amerikalı Türk'tür. Sancar, hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları nedeniyle 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü'nü kazanmıştır. Aziz Sancar'ın geliştirip ismini koyduğu "maxicell tekniği" ve kendi buluşunu yapıp ismini koyduğu "excinuclease/excision nuclease enzimi" terimleri, İngiltere'deki Oxford Üniversitesi Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Sözlüğü'ne girmiştir.

H AYAT I

8 Eylül 1946 tarihinde Mardin'in Savur ilçesinde, orta gelirli çiftçi bir ailenin sekiz çocuğundan yedincisi olarak doğdu. Sancar, ilk ve orta eğitimini Mardin'de tamamladı. Lise yıllarında futbolla ilgilendi. Ancak son sınıfta futbolcu olmaktan vazgeçti ve yüksek öğrenimine devam etmek üzere İstanbul'a gitti.

T Ü R K ATA D E R G İ S İ · Y I L 1 · S AY I 1 · E K İ M 2 0 2 6 Metin: Türkçe Vikipedi, “Aziz Sancar” (sürüm 38308285), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 83
Sayfa 83

BİLİM İNSANI

Cahit Arf

11 Ekim 1910 – 26 Aralık 1997

Cahit Arf (11 Ekim 1910, Selanik - 26 Aralık 1997, İstanbul), Türk matematikçi, bilim insanı ve eski TÜBİTAK Bilim Kolu başkanıdır. 1948'de İnönü Ödülü'nü, 1974'te TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü kazanmıştır. 1980 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Onur Doktorası, 1981'de de ODTÜ Onur Doktorası'nı almıştır. 1990 yılında Cahit Arf'ın onuruna Sayılar Teorisi üzerine uluslararası bir sempozyum düzenlenmiştir. İleri düzeyde araştırmalar yaptığı Halkalar ve Geometri üzerine ilk konferanslar da 1984'te İstanbul'da

Cahit Arf

Görsel: Türkische Zentralbank · Kamu malı

yapılmıştır. 2009 yılından itibaren 10 Türk lirası üzerinde Arf'ın sureti ve formülü bulunmaktadır.

H AYAT I

11 Ekim 1910 tarihinde Selanik'te doğdu. 1912'de Balkan Savaşı sebebiyle ailesi İstanbul'a taşındı. İlkokulu o yıllarda Sultani adı verilen liselerin ilk kısmında okumuş, daha beşinci sınıftayken tanıştığı genç bir öğretmen onun matematikle ilgilenmesini sağlamıştır. Lisenin orta kısmına geldiğinde artık okul arkadaşlarının çözemediği matematik sorularını çözen Cahit Arf'ın bu yeteneği ailesi ve hocalarının ilgisini çekmiş ve Paris'teki St. Louis Lisesi'nde okumak üzere ailesi tarafından Fransa'ya gönderilmiştir. Üç yıllık lise tahsilini iki yılda bitirip Türkiye'ye geri dönen Cahit Arf o sıralarda Türk hükûmeti tarafından yükseköğrenim görmek üzere sınavla Avrupa'ya gönderilecek aday öğrenciler arasına alınmıştır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Cahit Arf” (sürüm 37724521), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

Feza Gürsey

7 Nisan 1921 – 13 Nisan 1992

Feza Gürsey

Görsel: Nedim Sancar · CC BY-SA 4.0

Feza Gürsey (7 Nisan 1921, İstanbul - 13 Nisan 1992, New Haven), Türk fizikçi ve matematikçi.

H AYAT I

7 Nisan 1921'de İstanbul'da Remziye Hisar (1902-1992) ve Reşit Süreyya Gürsey'in (1889-1962) ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Reşit Süreyya Gürsey, tıp doktoru, fizikçi ve öğretmen olmasının yanı sıra bilime ve sanata büyük ilgisi olan bir aydındır. Annesi Remziye Hisar, Darülfünun'da fen okuyan ilk kız öğrencilerinden olup Avrupa'da kadınların pek azının kariyer yapabildiği bir dönemde Sorbonne'da kimya doktorası yapmayı başarmış bir bilim insanıdır. Remziye Hisar, cumhuriyet dönemi Türkiyesinde çağdaş bilimin öncülerindendir ve kimya mesleğinin Türkiye'deki ilk kadın öncüsü olarak kabul edilir. Feza Gürsey, İstanbul Anadoluhisarı'nda, Remziye Hanım'ın Otağtepe'deki aile evinde doğmuştur. İlkokula Paris'te Jeanne d'Arc okulunda başlamış ve öğretmenlerinin hayranlığını kazanmıştır. Kız kardeşi Deha Gürsey Owen'ın anlattığı üzere, öğretmeni Madam Denizot, her şeyi çabucak öğrendiği için Feza Gürsey'i çok seviyor, onu yanından ayırmıyormuş. İlkokul üçüncü sınıfa Galatasaray Lisesinde devam eden Gürsey, okulun sevilen, hayran olunan bir öğrencisi olmuştur. Sınıf arkadaşı Emekli Büyükelçi Özer F. Tevs bir yazısında Feza Gürsey'i şöyle anlatmıştı:

"39 Feza Gürsey, zamanının bütün Galatasaray Liselilerini ve yerli yabancı kıymetli hocalarını etkilemiş bir talebe idi.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Feza Gürsey” (sürüm 37799088), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 84
Sayfa 84

K

BİLİM İNSANI

Kâtip Çelebi

1609 – 6 Ekim 1657

Kâtip Çelebi ya da Hacı Halife (Şubat 1609, İstanbul - 6 Ekim 1657, İstanbul); tarih, coğrafya, bibliyografya ve biyografi ile ilgili çalışmalar yapmış Türk bilim insanı ve aydınıdır. Dünya bilim edebiyatında en ünlü ve bilinen eseri; İslam dünyasının en değerli eserlerini içeren 15.000'e yakın kitabı ve 10.000'e yakın müellifi (yazar) alfabetik dizin sistemine göre tanıtan Keşf ez-zunûn 'an esâmî el-kutub ve'l-fünûn ve daha sonra İbrahim Müteferrika tarafından basılan meşhur coğrafya ansiklopedisi Cihannümâ ile tanınır. Kâtip Çelebi, 17. yüzyıl Osmanlı nesir yazarları arasındadır.

YAŞAMI

1609 yılında İstanbul'da doğdu. Babasının adı Abdullah'tı. Babası, Osmanlı devlet ve siyaset adamlarının yetiştirildiği Enderûn kurumunda eğitim görerek yetişmiş bir askerdir. Kâtip Çelebi'nin asıl adı Mustafa bin Abdullah'tır. Ordu kâtipliğinde bulunduğu için ulema ve halk arasında Kâtip Çelebi lakabı ile tanındı. Doğuda Hacı Halife, batıda ise Hacı Kalfa olarak tanınır.

Hacca gittiği ve uzman memur (halife) olduğundan ötürü bu lakap ile de anılmıştır.

EĞİTİMİ

6 yaşına geldiğinde ilk eğitimini almak için babası tarafından görevlendirilen İmam İsa Halife El-Kırımî'den Kur'an okumayı, tecvid kurallarından Mukaddime-i Cezeriyye' yi ve namazın şartlarını öğrendi. Devrin adeti üzerine, öğrendiklerini Mesih Paşa Darülkurrâsı'nda ezbere dinletti.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Kâtip Çelebi” (sürüm 38116011), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

BİLİM İNSANI

Matrakçı Nasuh

1480 – 1564

Matrakçı Nasuh

Görsel: Matrakçı Nasuh (1480–1564), circa 1550 · Kamu malı Nasuh bin Karagöz bin Abdullah el-Visokavi el-Bosnavî ya da Nasuh el-Matrakči ibn Karađoz ibn Abdullah el-Visokavi el-Bosnevi ya da kendisinin icat ettiği matrak oyunu nedeniyle kısaca Matrakçı Nasuh; Boşnakça: Matrakčija Nasuh Visočak) (ayrıca silah kullanma yeteneğinden dolayı Nasuh el-Silâhî, Kılıç ustası adlarıyla da bilinirdi; d. 1480 - ö. y.

1564), Osmanlı İmparatorluğu'nda 16. yüzyılda yaşamış Boşnak asıllı devlet adamı, polimat, matematikçi, öğretmen, tarihçi, coğrafyacı, haritacı, kılıç ustası, denizci, mucit, ressam, çiftçi ve minyatürcüdür. İstanbul'a getirildi, eğitim gördü, birkaç Osmanlı sultanına hizmet etti ve Enderûn'da öğretmenlik yaptı.

H AYAT I

Bosna'nın Visoko kasabasında doğan Matrakçı Nasuh, hem Piyade hem de Devşirme sisteminden geçen yetenekli bir Yeniçeri, kılıç ustası ve zekasıyla tanınan keskin nişancıydı. Beş dil biliyordu ve Osmanlı donanmasına katıldı. Boşnak Müslüman bir aileden gelmesine rağmen, Nasuh devşirme sistemine alındı. Devşirme sistemi Hristiyan halkı için ayrılan bir uygulama olmasına rağmen, Bosna'da devşirme yerel Müslüman ailelere de yapılmaya başlanmıştı. Devrin ünlü şairi Saî'den dersler aldı. Ünlü bir hattat olan Nasuh, divânî ve nesih yazı stillerinde değişiklikler yaptı. Divânî yazı stilinde, daha kapalı ve daha küçük yazılan harfleri daha büyük ve daha açık kaleme alarak kolayca yazılmasını ve okunmasını sağladı. Nesih yazı stilinde de harfleri daha irileştirdi ve harflerin şekilleri üzerinde değişikliklere gitti. Bu güncellemeler, Acem üslubunu Rumî üsluba dönüştürerek Osmanlı tarzını oluşturmak anlamına geliyordu.

Divânî yazı stilinde önde gelen isimlerden birisi olarak kabul edilmektedir.

T Ü R K ATA D E R G İ S İ · Y I L 1 · S AY I 1 · E K İ M 2 0 2 6 Metin: Türkçe Vikipedi, “Matrakçı Nasuh” (sürüm 38003541), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 85
Sayfa 85

GÖNÜL ERİ

Ahmed Yesevî

1100 – 1166

Ahmed Yesevî ya da Ata Yesevî (Kazakça: Қожа Ахмед Яссауи, Özbekçe: Xoja Ahmad Yassaviy; 1093, Sayram - 1166, Türkistan ), kendi gibi Türk asıllı olan Arslan Baba'nın talebesidir. "Pîr-i Türkistan" lakabıyla bilinen bir mutasavvıf ve şairdir.

HAKKINDA

Ahmed Yesevî

Görsel: Cihangir ASHUROV · CC BY-SA 4.0

Tarihte bilinen ilk büyük Türk mutasavvıfı ünvanını taşır. Tam adı: Ahmed bin İbrâhim bin İlyâs Yesevî idi. Yesevîlik adı verilen tasavvufî akımının mimârı olan "Hazret-i Türkistan" nâmıyla da meşhur "Hâce Ahmed Yesevî" bir İslâm âlimidir.

ŞAHSİYETİ

Kuvvetli bir medrese tahsili görmüş olup din ilimleri yanında tasavvufu da öğrenmiştir. Babası, Alevîler'in atası olan On İki İmamlardan ilk İmam Ali el-Mûrtezâ'nın soyundan olan "Şeyh İbrâhim Velî", Alevi Hanedan'ın tasavvufi silsilesinde yer alan mürşidi Şeyhî Hâce Ebû Yakûb Yûsuf el-Hemedânî'dir. Ahmed Yesevî, Anadolu'ya hiç gelmemiş olmasına rağmen Anadolu'da da tanınan ve sevilen "Hoca Ahmed Yesevî", yaygın olan kanaate göre, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektaş Velî (Seyyid Muhammed bin Seyyid İbrâhim Ata) gibi Anadolu ekolleriyle Anadolu'daki tasavvufi akımlar üzerinde büyük tesirler meydana getirmiştir. Diğer bazı âlimlerin yaptığı gibi kendini belli bir alana hapsetmeyip inandıklarını ve öğrendiklerini yerli halka ve göçebe köylülere onların kendi anlayabilecekleri bir lisan ve alıştıkları yöntemlerle anlatmaya çalışmıştır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Ahmed Yesevî” (sürüm 38314641), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

GÖNÜL ERİ

Yunus Emre

1241 – 1321

Yunus Emre (ya da Kul Yunus, Âşık Yunus veya Yunus) (1240?-1320), Anadolu sahasında yetişmiş Türk şair ve mutasavvıf. 13. yüzyılın son yarısı ve 14. yüzyılın başlarında yaşamış Türkmen bir derviş olan Yunus Emre, Anadolu'da Türkçe şiirin öncüsüdür.

Tarihî şahsiyeti hakkındaki bilgiler yetersizdir ve hatta birbirini yalanlayıcı niteliktedir; ayrıca menkıbevi unsurlarla da karışmıştır. Yunus Emre hakkında biyografik bilgi veren velayetnameler ile manzum şiirler dışında temel kaynak bulunmamaktadır. Yunus Emre, 1240 yılında Sarıköy'de doğmuştur. Şiirlerindeki bilgilerden evli ve İsmail adında bir oğlunun olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar ümmi olduğu söylense de tasavvuf yoluna girmeden önce iyi bir medrese eğitimi almış olması olağandır. İyi derecede Farsça, Arapça bilmektedir. Bazı

Yunus Emre

Görsel: Zeynel Cebeci · CC BY-SA 4.0

beyitlerinden Maraş, Kayseri, Tebriz, Nahçıvan, Yukarı Azerbaycan, güneyde Bağdat ve Şam'ı dolaştığı anlaşılmaktadır. Tapduk Emre, Yunus Emre'nin mürşididir; Yunus, divanının 17 ayrı beytinde bunu dile getirmiştir. Tapduk Emre, Yunus Emre'yi Nallıhan'daki zaviyesinde yetiştirmiştir. Yunus Emre, resmî yazışma ve edebiyat dilinin Farsça olduğu, ilmî eserlerin Arapça yazıldığı bir dönemde yetişmiş bir geçiş dönemi şairidir. Bu yüzden eserlerinde yerine göre Türkçe, Arapça, Farsça sözler kullanmış, hatta bazen üç dilden de sözcükler kullanmıştır. Yunus, 13. yüzyılda Anadolu sahasında Oğuz Türklerinin konuşup yazdığı yazı dilinin en önemli temsilcisidir. Eski Anadolu Türkçesi de denilen bu şivenin oluşumunda; kullandığı kelime ve ifade kalıpları, mecazlar ve terimlerle Türkçenin edebîleşmesi yolunda bir dönüm noktası olmuştur. Şiirlerini genel olarak hece ölçüsüyle yazmakla birlikte, hece ölçüsüne uyan aruz vezinleriyle de şiir söylemiştir. Tek heceli dil olan Türkçe ile aruz vezni uyum sağlamadığından ister istemez aruz hataları oluşmuştur.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Yunus Emre” (sürüm 38306932), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 86
Sayfa 86

GÖNÜL ERİ

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

1207 – 1273

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, (30 Eylül 1207 - 17 Aralık 1273), 13. yüzyılda Anadolu'da yaşamış bir Fars tasavvufçu, ilahiyatçı ve sufi bir mistik şairdir. Mevlânâ'nın etkisi ulusal sınırları ve etnik ayrımları aşar: onun manevi mirası son yedi yüzyıldır İranlılar, Tacikler, Türkler, Yunanlar, Peştunlar, Orta Asya ve Hint Yarımadası Müslümanları tarafından büyük ölçüde takdir edilmektedir. Şiirleri dünya dillerinin çoğuna geniş çapta çevrilmiş ve çeşitli biçimlere aktarılmıştır. Mevlânâ, Amerika Birleşik Devletleri'nde "en popüler şair" ve "en çok satan şair" olarak tanımlanmıştır. Eserlerini çoğunlukla Farsça yazmış fakat nadir de olsa bazen Türkçe, Arapça ve Yunanca da kullanmıştır. Bağlarbaşı'nda toplanan "Mesnevi" adlı eseri Fars dilinin en büyük şiirlerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri İran'da ve Farsça konuşulan ülkelerde geniş çapta okunmaktadır. Eserlerinin çevirileri özellikle Türkiye, Azerbaycan, ABD ve

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Görsel: Bilinmeyen yazar · Kamu malı

Güney Asya'da çok popülerdir. Şiirleri sadece Fars edebiyatını değil, Osmanlı Türkçesi, Çağatayca, Urduca, Bengalce ve Peştuca dillerinin edebi geleneklerini de etkilemiştir. Mevlânâ'nın bugün Afganistan toprakları içerisinde yer alan Belh kentinde, 1207 yılında doğduğu düşünülmektedir. Belh'den göç ettikten sonra, 21 yaşına geldiğinde, Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti olan Konya'ya yerleşmiş ve hayatının geri kalanını burada geçirmiştir. 17 Aralık 1273 tarihinde Konya'da ölmüştür.

İSMİ HAKKINDA

Tam adı, çağdaşı Sipahsalar tarafından Muhammed bin Muhammed bin el-Hüseyn el-Hatibi el- Belhi el-Bekri olarak ifade edilmiştir. Daha yaygın olarak ise, Celaleddin Muhammed Rumi (‌)

olarak bilinir. Celaleddin, "Dinin Haşmeti" anlamına gelen Arapça bir addır.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî” (sürüm 38297948), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

GÖNÜL ERİ

Hacı Bektaş-ı Veli

1209 – 1271

Hacı Bektâş-ı Velî (romanize: Hācī Bektāş-ı Velī; y. 1209 - 1271), 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yaşamış bir İslam âlimi, mutasavvıf, evliya, seyyid ve filozoftur. Harezmşahlar Devleti'ne bağlı Horasan eyaletinin Nişabur şehrinde doğdu, Moğol istilalarının yaşandığı dönemde Anadolu'ya göç etti ve günümüz Nevşehir sınırları içinde yer alan Sulucakarahöyük bölgesine yerleşti. Anadolu'da kurduğu dergâhta talebe yetiştiren Hacı Bektaş-ı Veli, ölümünden sonra takipçileri tarafından kurumsallaştırılan Bektaşîlik tarikatının fikirsel öncüsü kabul edilir. Osmanlı Devleti'nin askeri kanadı olan Yeniçeri Ocağı tarafından manevi bir lider (pîr) olarak benimsenmesi, öğretilerinin Anadolu ve Balkanlar coğrafyasında sosyo-kültürel açıdan kalıcı bir nüfuz kazanmasını sağladı. Düşünce sistemi Kur'an ayetleri ve

Hacı Bektaş-ı Veli

Görsel: Bilinmeyen ressam · Kamu malı

hadis yorumlarına dayanan "Dört Kapı Kırk Makam" öğretisi etrafında şekillenen Hacı Bektaş-ı Veli, "gönüllerin sultanı" ve" "dervişlerin dervişi" olarak anılır. Tarihsel süreçte hem Alevi hem de Bektaşi toplulukları için merkezi bir inanç figürü haline gelen Hacı Bektaş-ı Veli, ölümünün ardından yazılan Velâyetnâme gibi menkıbevi eserlerle kültürel bir kimlik kazandı. 1271 yılında hayatını kaybetti ve cenazesi Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi'ne defnedildi. Bu yapı kompleksi, taşıdığı kültürel ve tarihî değer nedeniyle UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer almaktadır.

T Ü R K ATA D E R G İ S İ · Y I L 1 · S AY I 1 · E K İ M 2 0 2 6 Metin: Türkçe Vikipedi, “Hacı Bektaş-ı Veli” (sürüm 38047388), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.

TürkAta Dergisi Sayı 1, sayfa 87
Sayfa 87

GÖNÜL ERİ

Hacı Bayram-ı Veli

1352 – 1430

Hacı Bayram-ı Veli

Görsel: Bernard Gagnon · CC BY-SA 3.0

Hacı Bayrâm-ı Velî (d.1352 Ankara-Solfasıl - 1430 Ankara-Ulus), Türk müderris, mutasavvıf ve şair. Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında doğmuş, Anadolu'da adına nisbet edilen Bayramilik tasavvuf tarikatını kurmuş ve Ahilik adı verilen esnaf locasının kurulmasına öncülük etmiştir. Tarikat silsilesi İran'da kurulmuş Safeviye tarikatına kadar uzanan Hacı Bayrâm-ı Velî, önceleri bir müderris iken Somuncu Baba isimli tasavvuf şeyhiyle tanışmasından sonra tasavvufa yönelmiş ve Ankara'da kurduğu külliyede ölümüne kadar ders vermiştir. Türbesi, Ankara'da Hacı Bayram Câmii'nin bitişiğinde bulunmaktadır.

H AYAT I

Doğum ismi, Numan bin Ahmed, lakabı "Hacı Bayram"dır. 1352'de Ankara'nın Çubuk Çayı üzerinde Zülfazıl (Solfasol) köyünde doğdu. Hacı Bayrâm-ı Velî, 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu'da yetişti. Eserlerini diğer Hacı Bektaş-ı Veli yoldaşları gibi Türkçe olarak yazdı ve dönemdeki Türkçe kulanımını Anadolu'da önemli şekilde etkiledi. II. Murad verdiği ünlü bir fermanda, Hacı Bayrâm-ı Velî'nin ve talebelerinin, yalnız ilim ile meşgul olmaları için, onların vergi ve askerlikten muaf tutulduğu bildirmiştir. Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethedeceğini II.

Mehmed'in babası II. Murad'a bildirdiği rivayet olunur. Birgün medreseye birisi gelerek; “İsmim Şüca-i Karamani'dir. Hocam Hamideddin-i Veli'nin selamı var. Sizi Kayseri'ye davet ediyor. Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi. O da, Hamideddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır. Hemen gidelim.” diyerek müderrisliği bıraktı. Birlikte Kayseri'ye yöneldiler ve Somuncu Baba diye bilinen Hamideddin-i Veli ile Kurban Bayramı'nda buluştular.

Metin: Türkçe Vikipedi, “Hacı Bayrâm-ı Velî” (sürüm 37961273), CC BY-SA 4.0 — kısaltılmıştır.