
Osmanlı İmparatorluğu, tarih boyunca pek çok sıra dışı karaktere ve toplumsal harekete ev sahipliği yapmıştır. Ancak 17. yüzyılda İzmir’den başlayarak tüm dünyaya yayılan Sabatay Sevi olayı, hem dini hem de siyasi etkileriyle bu olaylar arasında müstesna bir yere sahiptir.
Sabatay Sevi, 1626 yılında İzmir’de, İspanya’daki baskılardan kaçarak Osmanlı’nın hoşgörülü topraklarına sığınan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Doğduğu günün kutsal Şabat gününe denk gelmesi nedeniyle kendisine “Sabatay” ismi verildi. Babası onun bir din adamı olmasını istediği için genç yaşta Tevrat ve Talmud eğitimi aldı. Ancak geleneksel eğitim ona yetmedi ve Yahudi mistisizmi olan Kabala öğretisine yöneldi. Henüz 18 yaşına geldiğinde, derin bilgisi ve etkileyici hitabetiyle çevresinde bir takipçi kitlesi oluşturmaya başladı.
Sabatay, 22 yaşına geldiğinde Yahudi dünyasının yaşadığı acıları ve katliamları, kutsal metinlerdeki “Mesih’in gelişi” habercisi olarak yorumladı. Kendisinin beklenen kurtarıcı olduğuna dair işaretler verdiğini iddia ediyordu. Ancak garip davranışları —örneğin havada durduğunu iddia edip şahitlik istemesi gibi— ve yerleşik dini kuralları sarsması nedeniyle İzmir’deki Yahudi cemaati tarafından dışlandı ve şehirden sürüldü. Selanik ve İstanbul’da da benzer tepkilerle karşılaştı; hatta İstanbul’da pazardan aldığı bir balığı bebek gibi giydirip beşikte sallaması üzerine toplum tarafından “akıl hastası” muamelesi gördü ve Yahudi mahkemesince cezalandırıldı.
Sabatay’ın hayatındaki asıl kırılma noktası, Kudüs’te tanıştığı ve kendisini peygamber olarak tanımlayan Gazzeli Nathan ile oldu. Nathan, bir topluluk önünde Sabatay’ın beklenen “Mesih” olduğunu ilan etti. Bu haber, Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar tüm Yahudi topluluklarında devasa bir yankı uyandırdı. 1665 yılında İzmir’e döndüğünde bir kral gibi karşılandı. İnsanlar dükkanlarını kapatıyor, Mesih’in gelişi şerefine günlerce oruç tutuyor, hatta aşırı dindarlık ve kendinden geçme haliyle bazen kendilerine zarar veren ayinler düzenliyorlardı.
Sabatay’ın etkisi toplumsal bir karmaşaya dönüşünce Osmanlı yönetimi duruma müdahale etmek zorunda kaldı. 1666 yılında tutuklanarak Edirne’ye getirildi. Padişah IV. Mehmet’in de kafes arkasından izlediği Divan’da yargılandı. Kendisinden bir mucize göstermesi, vücuduna atılacak oklardan etkilenmediğini kanıtlaması istendi. Ölümle burun buruna gelen Sabatay, tüm iddialarını reddederek canının bağışlanması karşılığında Müslüman olmayı kabul etti. Kelime-i Şehadet getirerek Aziz Mehmet Efendi adını aldı.
Sabatay Sevi’nin Müslüman olması tüm Yahudi dünyasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak yaklaşık 200 aile, liderlerini terk etmeyerek onunla birlikte Müslüman görünümüne büründü. “Dönme” olarak adlandırılan bu topluluk, dış dünyada Müslüman gibi yaşarken gizli kapılar ardında Sabatay’ın öğretilerine inanmaya ve Yahudi kimliğini korumaya devam etti. Sabatay Sevi, daha sonra eski inançlarını sürdürdüğü anlaşılınca Arnavutluk’a sürüldü ve 50 yaşında orada hayatını kaybetti.
Sabatay Sevi olayı, tarihin en büyük inanç krizlerinden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Bugün bile gizemini koruyan ve sosyolojik bir tartışma konusu olan Sabetayizm, bu ilginç tarihin günümüze kadar ulaşan en somut mirasıdır.
Osmanlı Tarihinin En İlginç Olaylarından Biri: Sabatay Sevi ve Sabetayizm
Yorum Yaz