
İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin organize ettiği bir isyan hikayesi… Bu hikayenin sonunda 2. Meşrutiyet ilan edilecekti ve hürriyet yeniden kazanılacaktı. Başrolleri Enver Paşa ve Resneli Niyazi… İyi seyirler.
Osmanlı İmparatorluğu’nun “en uzun yüzyılı” olarak adlandırılan 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başı, büyük altüst oluşlara sahne olmuştur. Bu sürecin en kritik dönemeçlerinden biri, II. Abdülhamid’in mutlakiyetçi yönetimine karşı yükselen muhalefet ve nihayetinde hürriyetin ilanıyla sonuçlanan 1908 devrimidir.
Olayların fitilini ateşleyen en önemli dış gelişme, 1908 Haziran ayında İngiltere Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikolay arasında gerçekleşen Reval Mülakatı oldu. Bu görüşmede Balkanların ve Makedonya’nın geleceğinin yabancı güçler tarafından belirlenmesi, Osmanlı ordusundaki genç ve vatansever subaylar arasında büyük bir infial yarattı. “Hasta adam” olarak görülen Osmanlı’nın miras paylaşımı, özellikle Makedonya’daki Türkler ve subaylar arasında “vatan elden gidiyor” korkusunu körükledi.
İttihat ve Terakki Cemiyeti, Padişahın pasif tutumuna ve kapalı tutulan Meclis-i Mebusan’a (Kanun-i Esasi) karşı harekete geçme kararı aldı. Bu isyanın öncüsü, o dönem Selanik’te bulunan Binbaşı Enver Bey oldu. Enver Bey, 1908 Haziran ayında üniformasını ve rütbe nişanlarını sökerek, veda mektubunda belirttiği üzere “bir hiç” olarak yola çıktı. Ailesini ve parlak askeri istikbalini arkasında bırakarak, sadece elinde on lira ve büyük bir inançla dağlara çıktı. Enver Bey ile eş zamanlı olarak Resneli Niyazi Bey de 160 kişilik birliğiyle isyan bayrağını açtı.
İsyan süreci devam ederken, Enver Bey köyleri dolaşarak halka hürriyet aşkını aşılıyordu. Tarihi bir detay olarak, Enver Bey Tikveş’te bulunduğu sırada, o dönem İttihat ve Terakki’nin 322 numaralı üyesi olan ve demiryolları müfettişliği yapan Mustafa Kemal ile bir araya geldi. İki genç subay o gece sabaha kadar memleket meselelerini ve ihtilali konuştular. Bu buluşma, Türk devrim tarihinin iki büyük isminin yollarının kesiştiği nadir anlardan biridir.
II. Abdülhamid, isyanı bastırmak için en güvendiği komutanlardan biri olan Şemsi Paşa’yı tam yetkiyle görevlendirdi. Ancak Şemsi Paşa, Manastır’da telgrafhaneden çıktığı sırada İttihatçı fedai Mülazım Atıf (Atıf Kamçıl) tarafından gün ortasında öldürüldü. Bu suikast, sarayda büyük bir şok dalgası yarattı ve ordunun isyancılara karşı savaşmayacağı gerçeğini açıkça ortaya koydu. Manastır Valisi’nin “Benden başka herkes İttihatçı” sözleri, durumun vahametini özetliyordu.
Saray üzerindeki baskılar artınca ve Makedonya’da veliaht Reşat Efendi’nin padişah ilan edileceği duyulunca, II. Abdülhamid boyun eğmek zorunda kaldı. 23 Temmuz 1908 günü hürriyet ilan edildi. Dağlardan şehre inen Enver Bey, Köprülü’de halkın karşısına çıktığında “Hürriyet Kahramanı” olarak selamlandı. Top atışları eşliğinde yükselen “Yaşasın Vatan, Yaşasın Millet, Yaşasın Hürriyet!” nidaları, Osmanlı tarihinde yeni bir dönemin habercisiydi.
Enver Bey, Selanik’te muazzam bir kalabalık tarafından karşılandı. Arkadaşı Cemal Bey onun alnından öperek “Sen artık bir Napolyon oldun” dedi. Bir “hiç” olarak çıktığı dağlardan, imparatorluğun en güçlü adamı olarak dönmüştü. Bu olay, Enver Paşa’nın Şehitlik mertebesine kadar uzanacak olan fırtınalı ve tartışmalı hayat hikayesinin sadece başlangıcıydı.

Abdülhamid’e İsyan ve Hürriyetin İlanı | Enver Paşa’nın Hikayesi
Yorum Yaz